• PSİKOLOJİ PORTALI SİTE İÇİ ARAMA

  • Sponsorlu Bağlantılar

  • Psikoloji PORTALI Menü

  • ALGI

    Duyusal uyarımların anlamlı deneyimlere çevrilme süreci. Bu deneyim, yani algı, uyarım ile sürecin ortak ürünüdür. Algılama sürecinin özellikleri, ışık, ses gibi değişik uyaranlar ile bu uyaranlardan doğan deneyimler yada algılar arasındaki ilişkilerden çıkartılabilir ve bu çıkarsamalar üstüne algılama kuramları geliştirilebilir.

    Ancak, algılama sürecini doğrudan gözlemleme olanağı olmadığından bu kuramların geçerliliği de yanlızca dolaylı olarak irdelenebilir.
    Bilginin kaynağı ve geçerliliği konusundaki sorular nedeniyle algılama öteden beri felsefenin konusu olmuştur. Bilgi felsefesi kuramcıları, insan deneyiminden bağımsız, gerçek bir dünyanın varlığını, böyle bir dünya varsa insanın onun özelliklerini nasıl öğrenebildiğini ve bu deneyimin gerçekliğini ya da doğruluğunun nasıl saptanabileceğini araştırırlar.
    Algılamanın bilimsel temellerinin araştırılması ise büyük ölçüde psikolojinin konusu olmuştur. Araştırmacılar dış dünyanın, fiziğin özellikle eloktromagnetik enerji, optik ve mekanik dallarının tanımladığı anlamda veri olarak kabul eder. Bu durumda asıl sorun, örneğin ışık gibi fiziksel bioenerji ile bu uyarımı algılayan organizma arasındaki karşılıklı etkileşim sürecinin araştırılmasıdır.
    Duyum ve algı arasındaki ayrımın deneysel olarak gösterilmesi klasik bir sorun olagelmiştir. Bunun en önemli nedeni, bu iki kavramın tanımları üzerinde kesin bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. Filozofları ve psikologların çoğu bu iki kavram arasındaki ayrımı temelde kabul eder. Genel olarak duyumlar duyular yoluyla edinilen basit deneyimler, algılarsa basit öğelerden çağrışım yoluyla oluşturulan karmaşık yapılardır. Yaygın olarak benimsenen bir başka ayrım da duyumların tersine, algının öğrenmenin etkisine açık olmasıdır. Nitekim, geçici duyarlılık değişiklikleri ve yorgunluk dikkate alınmadığı sürece , beli bir uyarım her yinelenişinde aynı duyumlara yol açarken, algılar, aradaki sürede öğrenilenlere bağlı olarak bir durumdan öbürüne değişebilir. Ayrıca bazı psikologlar algıları dış nedenlere bağlı olarak tanımlarken, duyumları daha öznel, kişisel ve içsel deneyimler olarak kabul ederler. Duyum ve algı ayrımının anatomik-fizyolojik ölçütleri de vardır. Buna göre duyum, duyu organlarının hemen yakınında olup biten sinir sistemi olaylarıyla özdeşleşirken, algı sinir sisteminin daha üst bölümlerinde, beyin düzeyinde gerçekleşir. Deneysel kanıtlar, algının zaman içindeki gelişiminin ölçülebildiğini, hatta algının zamanla değişebildiğini ya da birden çok algının oluşabileceğini ortaya koymaktadır. Ayrıca algıların duyusal uyarım anında kendiliğinden ve tümüyle oluşmuş biçimde ortaya çıkmadığını, zaman içinde gelişerek örgütlü bir yapıya dönüştüğünü gösteren veriler de vardır. Kimi kuramcılar algılardaki örgütlemenin öğrenme sonucu oluştuğunu, kimileri ise (özellikle Gestalt’çılar) fizyolojik olarak doğuştan var olduğunu savunurlar. Katarakt nedeniyle doğuştan kör olan v ameliyatla görme yeteneği kazana kişiler üzerindeki araştırmalar bu tartışmalara bir ölçüde açıklık kazandırmıştır. Yeni görmeye başlayan kişi ışık yoğunluğundaki değişikliklere ve renklere duyarlı olmasına karşılık gördüğü basit şekilleri birbirinden ayırmakta ve kısa süre önce gösterilen bir şekli hatırlamakta güçlük çeker. Aynı eksiklik insan yüzlerini ayırt ederek tanıma konusunda da geçerlidir. Bu basit yeteneklerin edinilmesi aylar süren denemeleri gerektirir. Dolayısıyla, algılama sistemi yinelenen uyarımlarla gelişerek biçimleri tanıma ve birbirinden ayırma gibi karmaşık işlevleri yerine getirebilecek düzeye ulaşır. Doğuştan kör olan yetişkinlerin yalnızca görsel deneyimleri eksiktir. Oysa yeni doğmuş bebekte temel görme işlevlerinin çoğu az gelişmiştir. Bu nedenle, laboratuvar hayvanları ve bebekler üzerinde yapılan deneylere dayanarak görsel deneyimin algı örüntülerini oluşturmak için değil, sürdürmek için gerekli olduğu öne sürülebilir. Gene bu deneylerden örüntü ve derinlik algısının doğuştan var olduğu sonucu çıkartılabilir.
    Öte yandan, sabitleştirilmiş ağ tabaka görüntüleri üzerine yapılan araştırmalar, algıları oluşturan yapısal öğeler bulunduğuna ilişkin kanıtlar getirmiştir. Görüntü kaynağını gözle birlikte hareket ettirebilen böylece ağ tabakada ki görüntüyü sabitleştiren bir aygıtla yapılan deneyler, harekesizleştirilen görüntülerin kaybolduğunu ve algıyı sürdürebilmek için ağ tabakada ki görüntüde belli bir hareket olması gerektiğini ortaya koymuştur. Optik manivela denen bu düzenek yalnızca düz ve dikey çizgiler gibi basit hedeflerin kullanılmasına olanak verirse de, başka bir aygıtla daha karmaşık görüntüler de sabitleştirilebilmektedir. Karmaşık görüntülerin yarattığı algı daha geç bozulmakta ve bütünüyle kaybolmamaktadır.
    Max Wertheimer, Kurt Koffka ve Wolfgang Köhler gibi Gestalt kuramcıları algı örgütlenmesini öğrenilen ilişkilerin sonucu olarak görmeye yanaşmıyorlardı. Basit duyumların örgütlenmiş algılar oluşturduğunu kabul etmekle birlikte, algının deneyimin temeli olduğu, insan deneyiminin öğelerin bir araya gelmesinden çok, örgütlenmiş bütünlerden ( Gestalt) oluştuğunu öne sürüyorlardı. Zihin bir şekildeki küçük boşlukları mantıksal bir bütün oluşturacak bir biçimde doldurur. Böylece görüntü kendisini oluşturan öğelere egemen olur ve bu öğelerde bulunmayan bir takım özellikleri yüklenir. Kişi tek tek noktaları değil noktalardan oluşan çizgiyi algılar bu görüşün en açık anlatımını Gestalt kuramını açıklamak için sıkça baş vurulan şu cümle verir: “Bütün, parçalarının toplamından öte bir şeydir.”
    Örüntüler öğelerde var olmayan özellikler taşıdığı gibi Pragnanz ilkesi uyarınca, algılanan örüntünün “iyi” olmasını da var olan koşullar belirler. “iyi” biçimleştirmenin özellikleri arasında basitlik, dengelilik, düzgünlük, simetri, süreklilik ve birlik gibi niteliklerin sayılabilmesine karşılık, bir biçimleştirmenin hangi öğelerde iyi yada kötü olduğu kesin olarak belirlenememiştir.
    Bütünlenme ilkesi de çoğunlukla pragnanz ilkesi doğrultusunda işler. Örneğin kesik çizgilerle oluşturulmuş dairesel şekil eksiksiz yada kapalı bir çember olarak görülür. Aynı biçimde, bir bölümü ağ tabakada ki kör notaya denk gelse bile görüntü çoğunlukla eksiksiz algılanır. Süreklilikte pragnanz ilkesinin uzantısıdır ve kesik, düzensi, geçişsiz çizgilerden çok, yumuşak ve sürekliliği olan çizgileri algılama eğilimini tanımlar. Bütünlenme ve süreklilik karmaşık bir uyaranın doğuracağı algıları belirleyen iki etken olarak görülür.
    Gestalt kuramını göre, bir şeklin arka planının da algı üzerinde önemli etkisi vardır. Algıdaki arka plan etkisine en basit örnek, aydınlık – karanlık karşılığıdır. Uyaranın parlak görünmesi yalnızca kendisine değildir. Çevresinde ki uyarıma da bağlıdır. Aynı gri kare, koyu fon üzerinde daha beyaz, açık fon üzerinde daha siyah görülür.
    Algının en çarpıcı özelliklerinden biride, uyaranın özelliklerinin sürekli değişmesine karşın, nesnelerin değişmez görünüme eğiliminde olmasıdır. Uzaklaşan bir otomobilin ağ tabakada ki görüntüsü boyut olarak küçülse de, algı deneyimi olan normal kişi, nesnenin boyutlarını değişmez olarak algılar. Gözlemciye algıladığı nesneye önceden varlığını bildiği bir nesne ile özdeşleştirme olanağı veren uygun bağlamsal ip uçlarının var olması koşuluyla algı değişmezliğini korur.
    Algılama kuramları genelde, ayrım yapmaksızın tüm canlılara yada en azından tüm insanlara uygulanacak biçimde geliştirilmiştir. Ancak algısal işleyişin kültürden kültüre, bireyden bireye, hatta aynı bireyden belirgin farklılıklar gösterdiği de gerçektir. İnsanlar yaşadıkları algı deneyimlerine bir düzen ve anlam yükleme eğilimindedirler ; Bu eğilimde kültür, beklentiler, gereksinimler, bilinç dışı eğilimler, değer yargıları ve çatışmalarla belirlenir.
    Algısal öğrenme
    Geçmiş deneyimlerin duyusal algılar üzerindeki etkisi. Bir canlının öğrenmeye yatkınlığı yaşamını sürdürebilmesi için birinci derecede önem taşır ve bu yatkınlık büyük ölçüde canlının algısal becerilerine bağlıdır. Algısal beceriler is uyaranlara daha etkili yanıt vermekle yakından ilgilidir
    Algısal öğrenme geçmişte canlı tartışmalara onu olmuştur. İlk Gestalt psikologları öğrenmenin algılamayı değişikliğe uğrattığını yadsımışlarsa da, bu olgu günümüzde hemen hemen evrensel kabul görmektedir. Bu değişikliğin kapsamı ve oluşma biçimi konusundaki araştırmalar ise sürmektedir. Konya ilişkin iki temel kuramdan biri keşfetme diğeri zenginleştirme kuramıdır. Keşfetme kuramı kişinin daha önce gözden kaçırdığı uyaranlara ancak öğrenme yoluyla fark edebilir duruma geldiğini öne sürer. Zenginleştirme kuramı ise bir öğrenme deneyiminin ışığında kişinin farkına varma ve yanıtlama yeteneğinin arttığı görüşüne dayanır. Zenginleştirme savı, öğrenmenin kişinin sıradan uzamlar ilişkileri yorumlama biçimini belirlediğini de savunur. sözgelimi kişi, belirli açılardan bakıldığında elips olarak görülse bile bir tabağın her zaman daire biçiminde olduğunu varsaymayı öğrenir . bu kuramcılara göre belirsizliklerin giderilip tam algılamaya varılabilmesi için bu tür varsayımlar gereklidir.
    Laboratuarlarda algısal yeteneklere ilişkin araştırmaların sonuçları gözlenerek algısal öğrenmeyi sınama ve ölçme olanağı bulunmuştur. Bu araştırmalar sırasında demeklerin işitme, koklama ve görme duyularının ölçme için çeşitli testler uygulanır. Deneklerin araştırmalar sonucunda başlangıçtaki puanlarını artırmaları, algısal yeteneklerin değişmez olmadığını ve öğrenmeyle değişebileceğini gösterir.
    Araştırmacılar yeni doğmuş hayvanlar ve prizmayla çarpıtılmış görüntüleri algılamaya uyum sağlamış laboratuar denekleri üzerinde yaptıkları deneyde çevreyle etkin bir etkileşimin algısal öğrenmeyi büyük ölçüde artırdığını da saptamışlardır. (ANA BRİTANİCA CİLT 1 SAYFA 376-377)
    Biz dış dünyayı algılamakla tanırız. Başka bir deyişle dışımızdaki gerçekliğin bilgisini bize algılar verir. Mesela sınıftaki öğrencileri görürüm;içtiğim çayın tadının alırım;dersin sona erdiğini bildiren zilin sesini duyarım. Bunların her biri bana bir nesne ile veya bir olayla ilgili bilgileri verir.
    Bize bu bilgileri duyumda verebileceği akla gelebilir. Ancak duyum bir duyum organının uyarılmasıyla meydana gelen basit bir olaydır. Duyu organının çevresinden gelen etkiye yaptığı bir tepkidir. Başka bir deyişle duyum henüz bir bilgi haline gelmemiş olan olaydır. Mesela, dilin tatalması bir duyumdur. Bunun çay tadı olduğunu anlamamız algıdır. Kulağın bir ses işitmesi bir duyumdur. Bunun dersin sona erdiğini bildiren zilin sesi olduğunu anlamamız algıdır. Görülüyoki algı duyulabilir bir niteliğin ortaya çıkmasından ibaret basit bir şey değildir. Algı, eşyanın mekanda belli bir yere yerleştirilmesi, bir bütün olarak meydana çıkarılmasıdır. Mesela benden 4 metre uzakta duvarda aasılı olan levhanın bir biyoloji levhası olduğunu belirtmem veya bir metre uzağımdaki tahtanın yazı tahtası olduğunu söylemem onları algılamam demektir. Görülüyor ki, algılama, insanın çevresindeki nesneleri, nitelikleri, ilişkileri duyu organları yoluyla tanıması, anlaması, anlamlandırmasıdır. Bundan dolayı küçük bir bebek için alglama söz konusu olamaz. Bebek için sadece duyumlar vardır.
    Eskiden algıyı şu şekilde tanımlarlardı: Algı, belli bir nesneden alınan ayrı ayrı duyumların organize edilmesi, hayal ve hatırlamalarla tamamlanıp yorumlanmasıdır
    Bu görüşe göre algı, ayrı ayrı duyumların bir toplamı idi. Ayrıca ses , renk, çizgi şeklinde alınan duyumları da mesela şarkı, ağaç ve tarla şeklinde yorumlamak gerekirdi.
    Günümüzde bu görüş önemini kaybetmiştir.şimdi Geştalt ekolünün görüşü geçerlidir. Bu ekolün başlıca temsilcileri Max Wertheimer, Kurt Koffka ve Wolfgang Köhler’dir. Bunlar algı ile duyum arasında bir ayrım yapmayı kabul etmezler. Onlara göre algı duyumların bir toplamı değildir; her algı bir bütünün doğrudan doğruya kavranmasıdır. Başka bir deyişle biz, evvelce ayrı ayrı oluşmuş olan duyumları birleştirerek bir bütünü ede etmiyoruz. Bunun tamamiyle tersine biz nesneleri bir bütün, birbirleriyle birleşmiş bir şekil olarak algılıyoruz. Nitekim bir kimseyi onun göz, kaş ve saçlarından aldığımız duyumlarla, burun, kulak ve alın yapısından aldığımız duyumları birleştirerek tanımayız. Çünkü gözlerinin yeşil veya burnunun kalkık olduğunun farkına varmadan da o kimseyi tanırız.
    Öyleyse bir nesneyi tanımak, onu bünyeleşmiş bir bütün olarak kavramak demektir. Buna göre algıyı şu şekilde tanımlayabiliriz: Algı, nesnelerin bünyeleşmiş bütünler şeklinde kavranmasıdır.(Psikoloji Lise 2,Selman Erdem, Fil Yayınevi, Baskı:Flaş Ofset 1986,İstanbul:12. Baskı)


    Algı, nesne ve olaylara karşı organizmanın yaptığı, anlamlı, sistemli ve toptan bir tepkidir. Algılar, duyumların sonucu olarak ortaya çıkarlar : Algılar, ferdin eski yaşantılarına yada bilgilerine göre şekil alırlar. Bu sebeple, algı, bir kişilik tepkisidir. En önemli belirtisi de duyumların, belli bir nesne ve şekli ait olduğuna dair bir bilinç halinin kişide ortaya çıkmasıdır. Bunu için, kişide, bir şeyin algısı oluştuğu zaman, o şeyi tanıyor, biliyor demektir. Duyu organları yoluyla alınan duyumların neye ait olduğu fert tarafından bilindiği yada tanındığı anda, duyumların bir yorumlanması söz konusudur. Bu sırada alınan duyumlar bir örgütlenmeye ve sonuç olarak ta bir olguya dönüşür. Kulağımıza gelen bir sesin Ali’nin sesi olduğunu bildiğimiz zaman Ali’nin sesinin algısına sahibiz demektir. Bu durumda işitme duyumu yerine “işitme algısı” ndan söz edilir.
    Algılar, kişinin hayata uyumu için son derece önemlidir. Bir kişi, bir nesne yada olaya ait ne kadar çok duyuma sahip olursa, o nesne yada olayı o kadar kolay ve sağlam algılar. Mesela, limonun şeklinin görme organı olan gözle görülmesi, yumuşaklığının elle anlaşılması, tadının tatma organı olan dille belirlenmesi, kokusunun koklama organı olan burun ile anlaşılması hep birer duyumdur. Bu duyumlar zihinde birleşerek örgütlenme sonucu kişide “limon” algısı meydana getirirler, artık “ limon” dendiği zaman, biz, onun çeşitli duyu organı aracılığıyla aldığımız çeşitli özelliklerini hatırlayabiliriz. Gözümüzle uzaktan da görsek onu tanıyabiliriz. İşte böyle durumlarda “tam algı” dan söz edilebilir.

    Algı ve Kavramlar : Bir cinse ait olan çok çeşitli algıların ortak yönlerinin soyutlama ve genelleme yollarıyla bir araya getirilmesiyle de “kavram” oluşur. Değişik tipteki limonların değişik algıları vardır. Bunların öğe ve özelliklerinin soyutlanması ve genellenmesi sonucunda zihinde bir “limon” fikrine ulaşılır ki, işte bu “limon” kavramıdır. Biz, kavramlar vasıtasıyla düşünürüz. Kelimeler, kavramanın birer sembolüdür. Dilde, özel isimler dışında, konuşulan hemen her kelimenin bir kavaramı vardır. Bir kavramı, kelimelerle ifade etmeye çalıştığımız zamanda da “tanım” yapmış oluruz.
    Algının Özellikleri : Algıyı, ferdin çevresine yaptığı anlamlı, sistemli ve toptan bir tepki olarak tanımlamıştık. Bunun bu şekilde olması, rasgele değil, belirli ilkeler çerçevesinde olmaktadır. bunlara “algının özellikleri” denir. Algının özelliklerini 4 grupta inceleyebiliriz.

    1. Seçicilik : Fert, kendisine gelen uyarıcıların hepsini seçmeye muktedir değildir. Algılamanın olabilmesi için kendisine gelen uyarıcılardan bir kısmını seçer, bir kısmını seçmez. Seçilecek algıları etkileyen başlıca iki faktör vardır : 1 ferdin ilgi ve dikkati 2 uyarıcının özelliği
    Birincisine göre fert ilgi duyduğu yahut kendisi için önemli olan nesne ve olaylara yönelir. Bunları seçer. İlgi duymadıklarına yahut kendisi için önemli olmayanlara da duyarsız kalır. Bu gibilerin algıları, onda belirli belirsiz bir biçimde oluşur. Herkesin, yeni bir ortama girdiği zaman, mesleği ile ilgili araç ve gereçlere olaylara dikkat etmesi bundandır. Bir büyük mağazaya giren ayakkabıcı ayakkabılara, bir oyuncakçı da oyuncaklara dikkat eder. Böylece dikkat en önemli bir seçicidir.
    Ayrıca ferdin ihtiyaçları beklentileri ve öğrenme durumu da algılamayı etkiler. Kişi aç iken, yiyecek maddelerine ; susuz iken içecek maddelerine karşı daha duyarlıdır. Bunlarla ilgili bir söz yada hareketi diğerlerine kıyasla, daha çabuk algılarlar. Daha önce belli bir alanda bir eğitim görmüş olan bir kimse, yeni öğrendiği herşeyi eskileri ile karşılaştırır. Yeni bilgiler eskilerinin etkisi altında öğrenir.

    2. Değişmezlik : Zihnimiz bir nesne yada şekli değişik durumlarda da olsa hep aynı biçimde algılar. Biyoloji derslerinde öğrendiğimiz üzere, bir cisimden yansıyan ışık ışınları göz bebeğinden geçtikten sonra, onun imgesi, ters olarak, gözün ağ tabakasına düşer. Buna rağmen biz cismi dışarıda ki gibi doğru olarak algılarız. Yine, bunun gibi, uzaklarda ki bir cismin imgesi gözümüzün ağ tabakasına çok küçük olarak geldiği halde biz onu aşağı yukarı aynı boyutlarında algılarız. Yakın mesafelerde ise o cismin enini boyunu yaklaşık olarak tahmin bile edebiliriz. Yine bir cisim fotoğrafta olduğu gibi değişik görünüşlerde iki boyutlu olarak gözümüze ulaştığı halde, biz onu üç boyutlu görürüz. Bütün bunlar, görülen bir cismin, zihin tarafından yeniden örgütlendiğinin ve yeniden yorumlandığının bir belirtisidir. Böyle bir özelliği olmasa, her şey her durumda bize hep yeni gibi gelir ve bu durumda da çevremize uyumumuz zorlaşır.

    3. örgütlenme ve Gruplanma: Bir nesne yada şekil algılanırken, anlamlı hale getirme sonucu, zihin ayrıntılar üzerinde durmaz. Kişini tepkisi bütüne aittir ve toptandır. Bir metin okunurken tek tek kelime ve harfler üzerinde durulmaz. Önemli olan o metnin anlamıdır. Bunu yaparken zihin belirli ip uçlarından yararlanır. Yine melodi dinlerken o melodiyi teşkil eden notalar hiç dikkate alınmaz. Melodi toptan algılanır. Bunu yaparken zihin, gördüğü, işittiği vb şeylerden bir takım anlamlı bütünler oluşturur. Bunlar şekil – zemin algısı, gruplama ve tamamlama gibi durumlardır. Şekil – zemin algısında nesne kimi zaman şekil, kimi zamanda zemin esas alınarak algılanır. Bu durum zihni bir örgütlenmenin sonucudur.

    4. Derinlik: Gözün ağ tabakası, fiziki olarak gördüğümüz nesneleri sağ, sol, yukarı-aşağı gibi iki boyut üzerine görme kabiliyetine sahiptir. Fakat, buna rağmen biz üç boyutlu olarak algılarız. Bunu sebebi zihnimizin görme ile ilgili bir takım ip uçlarından yararlanmasıdır. Bunların başlıcalar ı gölgelerin varlığı, görülen nesne ile göz arasında başka nesnelerin varlığı, ışık etkisiyle nesnelerin açık ve sisli olarak görülmeleri, değişik yüksekliklerin olması ve nihayet, iki gözün birlikte çalışmasının verdiği sonuçtur.

    Işığın geliş yönüne bağlı olarak, gölgeler birer derinlik algısı yaratırlar. Havanın açık ve sisli olmasına göre, nesneler, yakın ve uzak görünürler : Puslu havalarda cisimler, uzak ; açık havalarda da yakın görünürler. Bir fotoğrafta, ön sıradan sonra, ikinci sırada başka resimler olursa , üçüncü sıradakiler daha uzak görünürler. Yüksek olan nesneler kendilerinden alçak olanlara göre daha uzakta imiş gibi görünürler. Doğrusal perspektifte büyüklükleri bilinen nesneler uzakta iken birbirlerine daha yakın gibi görünürler : Demir yolu üzerinde bulunan raylar, uzakta birbirine kavuşuyor gibi görünürler. İki gözün birlikte çalıştığı durumlarda da gözler, nesnelere iki göz arası kadar farklı açılara da bakarlar. Açılarda ki bu farklılık ağ tabakada uymazlık olayını yaratır. Bu olayın derinlik algısını oluşmasının da bir rolü olduğu tespit edilmiştir.

    ALGI YANILMALARI

    Algının yukarıda ki özellikleri, zaman zaman, algı yanılmaları adı verilen olaylara da sebep olmaktadır. Ayrıca algı alışkanlıkların inançların ve hissi eğilimlerimizin etkilerine karşı çok duyarlıdır. Bu sebeple tek yönlü olan tam algı niteliği taşımayan algılarımızda yanılmalar olmaktadır. nesne ve şekilleri teker teker değil, bir bütün olarak algılamamızın sonucudur. Bu sonuç bazı durumlarda yanılmalara sebep olmaktadır. çünkü, ayrıntı, bütünün içinde kaybolmaktadır.
    Diğer duyu organlarımızla ilgili yanılmalarda da aynı durum söz konusudur. Bunlarla ilgili olarak ta şu örnekleri verebiliriz.
     Bitişik odada, bir kimse bulunduğu duygusuna kapılırsak, oradan gelen sesleri insan sesi olarak algılarız
     Siste yada alaca karanlıkta meydana gelen olayları o sırada bize hakim olan peşin hükümlerin etkisi altında değerlendiririz.
     Heyecanlı bulunduğumuz bir sırada gördüğümüz ve işittiğimiz şeyler, normal haldeki bulunduğumuz zamankinden daha farklı algılanır.
     Hurafelere inanan bir kimse, gece yolda giderken gördüğü beyaz elbiseli birisini hayalet olarak algılar.
     Rüyalarda algının esnekliğini arttırır. Rüya sırasında iç organlarımızda meydan gelen bir rahatsızlık, insana bir hayvanla dövüşme rüyası gördürür. Ayrıca bilinç altı faktörlerde rüyalarımızı etkiler.

    Yukarıda sayılan yanılma çeşitlerinde eski alışkanlıkların inançların ve duygu niteliğinde olan eğilimlerin rolü açık olarak görülmektedir. Buradan şu sonuca varabiliriz. Duyumlarımız hiçbir zaman tek başına kalmazlar. Algı haline gelirken kendisi ile ilgili olan büyük bir sistemin içine girerler ve sonunda da bu sisteme göre değerlendirilerek anlamlı bir hale gelirler. Mesela illüzyonistler yarattıkları maddi ve manevi ortamın etkisiyle ayrıntıların algılanmasını bozarlar ve durumun yarattığı mantık ve alışkanlıklar çerçevesinde, belirli bir şekli bize telkin etmeye çalışırlar.

    ALGIDA BELLEĞİN ROLÜ

    Bir şeyi öğrenmemiz algılama ile mümkün olduğu gibi, eski öğrenmelerimizde algılarımızın oluşmasını etkiler. Uzayı algılarken, uzaydaki bir nesneyi, baş aşağı olarak değil de doğru olarak algılamamız bundandır.bu bizim ilk öğrenmelerimizin bir sonucudur algının yukarıdaki özellikleri doğuştun mıdır, yoksa sonradan mı kazanılmıştır? Bu soru psikologları uzun süre meşgul etmiştir. Son araştırmalar, bunların bir kısmının doğuştan, bir kısmının da sonradan kazanıldığını göstermiştir.
    Belleğimizin de nesnelerin algılanmasındaki rolü büyüktür. Denilebilir ki, biz, şimdiki zamanda olanları, geçmiş zamanın önemli deneyimlerinden yararlanarak algılarız. İnsan, görmekte olduğu şey ile ne görmesi gerektiğini düşünür. Böylece kendisine karşılaştırma yapabileceği bir başka şey arar. Bu da çok kez imgeledikleri ya da daha çok olmak üzere geçmişteki deneyimleridir. Bunun için, öğretimde öğretilen her şey daha önce öğretilen eski şeylere bağlanmaya çalışılır.

    (Endüstri Psikolojisi, Cavit Binbaşıoğlu, Etkin Binbaşıoğlu, Ankara:1992 ,Dizgi-Baskı: Kadıoğlu Matbaası, Ankara ,Sayfa :34-35-36-37-38-39)

    Algı Nedir?

    Algı, bir duyu organımızda tepki uyandıran enerjidir. Bu enerji kimyasal veya fiziksel olabilir. Değişik uyaranlar değişik duyularımızı hedef alır. İnsan organizmasının duyu organlarının her birinin kendisine göre alt ve üst sınıra sahiptir. Duyu organları enerji değişimini fark edebilen özelleşmiş organlarımızdır. Kabaca duyu organlarımız beşe ayrılmaktadır.

    Görme duyusu
    İşitme duyusu
    Deri duyusu
    Kimyasal duyular
    Durum duyuları
    Algılama ve algı
    Duyum (sensation) organizmanın ham (işlenmemiş) uyaran ile ilk karşılaşmasıdır. Burada var olan reseptörler (alıcı hücreler) enerjiyi sinirsel enerjiye çevirirler.
    Örneğin ses timpan zarında duyum oluşturur. Bu titreşim enerjisi iç kulakta sinir hücresine ulaşarak sinir hücresinde bir takım faaliyetleri başlatır. Beynin ilgili bölgesine ulaştırılarak anlamlandırılır ve gerekirse organizma tepki verir. Bütün bu işlemleme sürecine algılama adı verilir. Yani alıcı hücrelerin enerji değişimini yakalayarak bu enerji değişimini sinirsel bir sinyale çevirmesi ve beyinde bunun işlemlenmesi süreci algılamadır. Bu fabrikasyonun (işlemlemenin) sonucunda ortaya çıkan ürüne de algı adı verilir.
    Algısal Örgütlenmenin Kuralları
    Algısal örgütlenmemizin bazı kuralları vardır:
    Şekil-zemin ilişkisi: Şekil arka yüzeyi oluşturan zeminle anlam kazanır.
    Tamamlama: Nesnenin tümü görülmese de tümü görünüyormuş gibi algılanır.
    Devamlılık: Aynı yönde görünen birimler birbirleriyle ilişkili görülür.
    Yakınlık: Birbirine yakın nesneler gruplanarak algılanır.
    Benzerlik: Benzer birimler algısal bütünlük kazanır.
    Ekonomik olma: Dünyayı en basit, karmaşıklıktan uzak şekilde algılamaya eğilimliyizdir.
    Duyu organlarımızdan gelen uyarılar algımızda süreklilik olması için aralıksız biçimde kontrol edilir ve düzeltilir. Bu görev iç dünyamızın isteklerinden ve dış dünyanın gerçeklerinden haberdar olan zihin bölmemiz, yani ego, tarafından yönetilir.
    Algı Bozuklukları
    Yanılsama (illusion): Uyaranların yanlış algılanması ve yorumlanmasıdır. Gece aniden uyandığımızda karanlıktan dolayı odada birisinin olduğunu sanmamız veya duvardaki izleri böcek sanmamız. Burada önemli olan nokta bir uyaranın olduğu ve bunun yanlış yorumlanamsı olduğunu unutmamaktır.
    Varsanı (hallüsinasyon): Bir uyaran olmadığı halde algılama olmasıdır. Sıklıkla işitme ve görme varsanılarına rastlanır. Varsanı olması kişide ciddi ve hemen müdahale edilmesi gereken bir durum olarak düşünülmelidir.
    Deralizasyon: Çevrenin değişmiş biçimde algılanmasıdır.
    Depersonalizasyon: Bireyin kendisini, bedeninin tümünü veya bir parçasını değişmiş gibi algılamasıdır. Genellikle ağır ruhsal rahatsızlıklara eşlik eder ve kişiye büyük bir sıkıntı yaşatır. Müdahale ve kontrol edilmesi gereken bir durumdur. http:/www.google.com

    KAYNAKLAR
    1. ANA BRİTANİCA CİLT 1 SAYFA 376-377
    2. PSİKOLOJİ LİSE 2,SELMAN ERDEM, FİL YAYINEVİ, BASKI:FLAŞ OFSET 1986,İSTANBUL:12. BASKI
    3. ENDÜSTRİ PSİKOLOJİSİ, CAVİT BİNBAŞIOĞLU, ETKİN BİNBAŞIOĞLU, ANKARA:1992 ,DİZGİ-BASKI: KADIOĞLU MATBAASI, ANKARA ,SAYFA :34-35-36-37-38-39
  • Sponsorlu Bağlantılar

  • Psikoloji Portalı Facebook'ta

  • ...

  • Psikoloji Makaleleri

    admin

    Şizofreni

    Şizofreni
    Şizofreni; kişinin düşüncesini, hareketlerini, duygularını ifade şeklini, gerçeği algılamasını çarpıtan... read more
    admin 10-07-2013
    psikolog

    Sınırda Kişilik Bozukluğu

    Sınırda Kişilik Bozukluğu
    Sınırda kişilik bozukluğu, (Borderline personality disorder) nispeten hafif psikolojik rahatsızlıklar... read more
    psikolog 08-03-2013
    psikolog

    Alkol Bağımlılığı

    Alkol Bağımlılığı
    Alkol bağımlılığından bahsetmeden önce alkolü tanımamız ve kökenlerini belirtmemiz gerekir. Alkol,... read more
    psikolog 08-03-2013
    admin

    Çocuklara Düşünmeyi Öğretmek

    Çocuklara Düşünmeyi Öğretmek
    21.yüzyılda eğitimin temel odak noktası; okuma yazma ve aritmetik değil, iletişim, yüksek... read more
    admin 19-10-2011
    admin

    Hiperaktif çocuklarla neler yapılabilir?

    Hiperaktif Çocuklar İçin Evde ve Okulda Neler Yapılabilir?
    Hiperaktif çocuklarla neler yapılabilir?
    1. HIPERAKTIVITE... read more
    admin 19-10-2011
    admin

    Tutumlar

    Tutum bir nesneye ya da bir kişiye karşı, inanç, duygu ve davranış eğilimlerimizin görece durağan örgütlenmesi olarak tanımlanmaktadır.... read more
    admin 21-05-2011
    admin

    Üstünlerde Motivasyonun Rolü

    Akademik başarıda motivasyonun rolü yaklaşık yarım asırdır bilimsel araştırmalara konu olmaktadır. Motivasyon kavramını... read more
    admin 21-05-2011
    admin

    Psikolog veya Psikiyatr'a gidememenizin en önemli nedeni nedir? ( Anket sonuçları ve Yorumları )

    Bu anket 23 Şubat 2006 ile 16 Ekim 2009 tarihleri arasında Psikoloji PORTALI ( www.psikoloji.gen.tr ) sitesinde uygulanmış... read more
    admin 13-05-2010
    Etiketler: anket  psikiyatr  psikolog 
    admin

    Belirgin Heyecan Türleri

    ÇATIŞMA, psikolojide, birlikte çözülemeyecek iki ya da daha çok güçlü güdünün bir arada ortaya çıkmasıdır. Örneğin bir genç,... read more
    admin 07-05-2010
    admin

    Anlam Boşluğu -II-

    ...değer duygusu anlamın insanın dört ayağından birisi. Bazı insanlar değerleri için hayatlarını dahi feda edebilirler.Böyle... read more
    admin 09-04-2010
    admin

    Anlam Boşluğu -I-

    Anlam çok önemli bir kavram, çok önemli bir sorun. Biz psikiyatrlar bu konuyla çok yakından ilgili olması gereken insanlarız.... read more
    admin 09-04-2010
  • ...

  • Psikoloji Portalı Son Bloglar

    Batuhan Aktaş

    Antipsikotik ilaçlar ve şizofreni

    Batuhan Aktaş 1 gün önce
    Irem Zeynep Şahin

    özgüven eksikliğim var

    özgüven eksikliğim var insanlarla konuşurken çok heyecanlanıyorum elim titriyor.okulda hata yapmaktan çok korkuyorum hata yaparsam bana gülerler diye sorulan...

    Irem Zeynep Şahin 4 Hafta önce
    MERTMERT

    Psikolojik rahatsızlık: Kendini beğenmişlik

    Başkalarına empati yapamayan, karşısındaki kişileri her zaman ezen ve küçük düşüren egosu yüksek kişileri tanımak isterseniz Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan...

    MERTMERT 06-10-2014
  • .

  • Psikoloji Portalı Son Forum Mesajlarını Buradan Takip Edebilirsiniz

    kafkaskartalı

    Ben bu hayatta oksijen tüketen gereksiz bir insanım.Kendimi boşlukta hissediyorum.

    Doktora gitmelisin ya psikoloğa yada psikiyatriye bu şikayetlerin yok olur yada azalir Allah dermansiz dert vermez biraz çabala emin ol iyi olcaksin

    kafkaskartalı 6 Dakika önce Son mesaja git
    heademre

    Panik Atak Kesin Çözüm (En Azından İnanılmaz Rahatlık) MUTLAKA BAKIN

    hacamatı araştırırken artık hastanelerde yapılcağına dair haberler dörmüştüm ama pek de ilgilenmedim şu anda yapılyoymu yapılmıyo mu bilmiyorum ben kendim

    heademre 39 Dakika önce Son mesaja git
    .::yabancı::.

    Aşık oldum !

    the brain ben senin ilgi çekmek için değişik konular açtığını düşünüyorum.öyle bir şey yok değil mi? yani bunların hepsi hikaye mi? yada aşırı özgüven

    .::yabancı::. 1 saat önce Son mesaja git
    MoRbİd

    Aşık oldum !

    Şimdi birader sen erkeksin demi , aşık oldum dediğin adam da erkek bu nasıl iş??

    MoRbİd 1 saat önce Son mesaja git
    Hamsterdam

    Ben bu hayatta oksijen tüketen gereksiz bir insanım.Kendimi boşlukta hissediyorum.

    Evet yanlış duymadınız bu hayatta bir baltaya sap olamadım hiçbir şey başaramadım. Normal insan gibi olamadım. Hayatımda her şeyi erteliyorum özgüvensizliğimden.

    Hamsterdam 1 saat önce Son mesaja git
    indigo

    asosyallik

    gece ve gündüz gibi. ay gece çıkar güneş gündüz çıkar.

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    asosyallik

    universite şenliklerine katılabilirsin kalabalık olur insan kendini yalnız hissetmez. gerçi bu baharda olur. universitenin etkinliklerini takip edebilirsin

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    asosyallik

    üniversite bitince herkes unutur biribirini. geçici bişey bu. hem açıkçası insanların çoğu kötü. çok arkadaşın olursa bu yamuk yumuk insanlarla muhatap

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    memnunsuz itiraflarım.....

    nereye kaybolalım

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    gunlerden bugun....

    birde sokağa tükürüp tükürmediklerine

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    Yalnızım

    kışın bana sıcak şeyler güzel geliyor sıcak sulu yemek yada salep içmek

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    Yalnızım

    mutlu da eder ama hasta da eder hasta olmuyorsan şanslısın

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    tufeba

    DEHB'liler istanbulda toplanıyor Katılmak isteyenler içeri

    Aslında Tartışma konumuz ilacında yetmedigi yerleri tamamlamak için çıkar yolları bulma ve konuyu tartışma istanbul'da toplantı

    Toplantıya

    tufeba 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    Sahte ve duyarsız olursanız normal bir insan olabilirsiniz

    insanı gaddar bencil acımasız yapan bi antidepresan biliyormusun? biliyorsan söyle bizde ayak uyduralım bu canlılara

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    günlerin kısalması

    yokki kar yağsa iyice heryer bembeyaz olsa kışın tadı deriz ama ağaçlar cansız yollar çamur içinde kar yağınca bunların hepsi kapanıyor bembeyaz hepsini

    indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    ölüm?

    esas doktora gitmezsen kork. bugün randevu al yarın doktora git mutlaka bunun şakası yok sonuç iyiyse için rahatlar hem

    indigo 3 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    ölüm?

    ben bunu yaşadım işte biçok kez nefessiz kaldım ölümden döndüm nefes alamamak çok kötü acayip çaresiz hissetttiriyor. bende okumuştum öyle şeyleri hayat

    indigo 3 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    ölüm?

    narkoz verseler acı duymayabilir aslında. narkozda insan bişey hissetmiyor.

    indigo 3 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    ölüm?

    nasıl korkmayayım ölürken solunum duruyor nefes alamamak çok kötü öğürürken insan nefessiz kalınca anlıyor bunu. bilinmezliğe gitmek korkutucu

    indigo 3 Saat önce Son mesaja git
    TheBrain

    Aşık oldum !

    İsmi, İbrahim Gökhan; okuldan arkadaşım, o da benim gibi Ankara'da oturuyo; çok sexy, yakışıklı, boyu çok uzun, tatlı çocuk.

    TheBrain 5 Saat önce Son mesaja git
    dreamer8

    ölüm?

    Bu acıdan tabiki kurtulamazsın. Ölecek kişiye narkoz verip ölüm acısını azaltacak değiller ya. Ruh kendi halinde teslim edilecek, takdir edilen son saniyeye

    dreamer8 5 Saat önce Son mesaja git
    birikiüc

    Borderline ile sosyal fobi arasındaki farklar nelerdir?

    peki sf olan birinin güvenli bölgelerinde narsist olması borderline olduğu anlamına gelir mi? geçen bir konumda da söyledim yolda görsem heyecandan yolumu

    birikiüc 5 Saat önce Son mesaja git
    hector34

    ölüm?

    ölüm anının yani can çekişmenin korkusunu hissedemeyenler bilemez.çoğu kişi için bi anlık olay denip geçiştirilir.ölüm varken sen yoksun sen varken ölüm

    hector34 6 Saat önce Son mesaja git
    dreamer8

    Aşık oldum !

    Kelime oyunu var gibi geldi bana. Çünkü bir erkeğe demen yeterliydi. Kim seninle aynı yaşta olan erkek? Bilmece mi soruyorsun, gizem mi takılıyorsun şimdi?

    dreamer8 7 Saat önce Son mesaja git
    dreamer8

    günlerin kısalması

    Eskiden her mevsimin ayrı tadı var derlerdi de inanmazdım, hep yazı arzulardım ben. Ama gerçekten de öyleymiş. Yağmurun ayrı bir tadı, kokusu, kışın ayrı

    dreamer8 7 Saat önce Son mesaja git
    dreamer8

    ölüm?

    Ölümden korkunu, burada sana söyleyeceğimiz bir iki cümle ile geçirebilecek miyiz bilmiyorum. Milyarlarca insan öldü ve mezara konuldu.Sen de gireceksin,

    dreamer8 7 Saat önce Son mesaja git
    dreamer8

    Sahte ve duyarsız olursanız normal bir insan olabilirsiniz

    Biyolog şu an nerelerde, ne yapıyor bilemiyoruz, muhtemelen bir daha da haber alamayacağız ama güzel bir konuya değinmiş. Bu dünya adaletsiz ve adaletli

    dreamer8 7 Saat önce Son mesaja git
    AND

    ölüm?

    aynen benim de vücudumun bi bölgesinde kitle çıktı şimdi nolacak diye korkudan doktora gitmek istemiyorum

    AND 7 Saat önce Son mesaja git
    dreamer8

    sosyal fobi sizde de 2 uçlumu?

    SF ve aşalık kompleksinde şaşmaz bir kural var. Sen kendini değersiz ve yetersiz görüyorsan, emin ol herkes seni öyle görüyor. Kendini nasıl görürsen,

    dreamer8 7 Saat önce Son mesaja git
    dreamer8

    Yalnızım

    Çikolata sosu bozar ama fındık parçalarına daldırılırsa iyi oluyor. Fakat taze olacak fındık parçaları.

    dreamer8 7 Saat önce Son mesaja git
    siirimsi

    gunlerden bugun....

    Bir toplumun kültür seviyesini anlamak için…
    Kadına davranış şekline bakmak lazim

    siirimsi 8 Saat önce Son mesaja git
    siirimsi

    Aklınızdan geçen ilk cümle ?

    Nasıl bu kadar "kış" oldu?
    İnanmak zor

    siirimsi 8 Saat önce Son mesaja git
    siirimsi

    Yalnızım

    mutlu ediyorsa beni o bir tabak dondurma?hem inan ki hasta falan olmuyorum üzerine sicak bir seyler icince kurtariyor durumu

    siirimsi 8 Saat önce Son mesaja git
    Okkeanos

    Borderline ile sosyal fobi arasındaki farklar nelerdir?

    DSM-IV-TR’ye göre Borderline Kişilik Bozukluğu Tanı Ölçütleri şu şekilde sıralanmış ve belirlenmiştir;

    A. Aşağıdakilerden beşinin olması

    Okkeanos 13 Saat önce Son mesaja git
    SFyiYENCEM

    sosyal fobi sizde de 2 uçlumu?

    Aşağılık kompleksi türü şeyler olabilir, karşıdakini üstün ya da ezik görmeyle alakalı birşeyler de olabilir, belki internette tanıştığın ve sana gelen

    SFyiYENCEM 13 Saat önce Son mesaja git
    Simao

    Lityum?

    kaç mg kullandın? ya bende niye yapıyor..

    Simao 16 Saat önce Son mesaja git
    Simao

    Lityum?

    lityum antidepresan değildir, duygudurum düzenleyicisi..

    Simao 16 Saat önce Son mesaja git
  • Psikoloji Portalı Son Forum Konularını Buradan Takip Edebilirsiniz

    Hamsterdam

    Ben bu hayatta oksijen tüketen gereksiz bir insanım.Kendimi boşlukta hissediyorum.

    Konuyu Başlatan: Hamsterdam

    Evet yanlış duymadınız bu hayatta bir baltaya sap olamadım hiçbir şey başaramadım. Normal insan gibi olamadım. Hayatımda her şeyi erteliyorum özgüvensizliğimden.

    En son yazan: kafkaskartalı 6 Dakika önce Son mesaja git
    tufeba

    DEHB'liler istanbulda toplanıyor Katılmak isteyenler içeri

    Konuyu Başlatan: tufeba

    Aslında Tartışma konumuz ilacında yetmedigi yerleri tamamlamak için çıkar yolları bulma ve konuyu tartışma istanbul'da toplantı

    Toplantıya

    En son yazan: tufeba 2 Saat önce Son mesaja git
    birikiüc

    Borderline ile sosyal fobi arasındaki farklar nelerdir?

    Konuyu Başlatan: birikiüc

    merhabalar. sosyal fobi tedavisi görüyorum fakat borderline hastalığı kafama takıldı. acaba borderline mıyım diyorum. 2 konuya da vakıf olan arkadaşlarım

    En son yazan: birikiüc 5 Saat önce Son mesaja git
    indigo

    ölüm?

    Konuyu Başlatan: indigo

    ölüm anından çok korkuyorum. yakın bi zamanda midem bulantı kustum daha doğrusu kusamadım. uzun süre öğürüp durdum ve nefessiz kaldım öğürürken bu şekilde

    En son yazan: indigo 3 Saat önce Son mesaja git
    misafir19

    Okb ve anksiyete için terapi niteliğinde bir video

    Konuyu Başlatan: misafir19

    Merhaba arkadaşlar eskiden de bu videoyu izleyerek kendimi iyi hissediyordum ama son dönemlerde anksiyetemin ve düşüncelerimin yoğunlaşmasının ardından

    En son yazan: indigo 20 Saat önce Son mesaja git
    TheBrain

    Aşık oldum !

    Konuyu Başlatan: TheBrain

    Birine aşık oldum.. Ama kime olduğunu bi bilseniz..

    En son yazan: .::yabancı::. 1 saat önce Son mesaja git
    BenBöyledegildim

    Nerden baslicam korkularimdan ilerliyemiyorum

    Konuyu Başlatan: BenBöyledegildim

    Merhaba arkadaslar korkularimdan ilerliyemiyorum hayatta. Iyi bir isim vardi isimi yaklasik 5 ay önce kaybettim kendim istedim diyorum cünkü sinirli oldugum

    En son yazan: indigo 20 Saat önce Son mesaja git
    kafkaskartalı

    depresyon ağırlaşırsa akli denge bozulur mu ?

    Konuyu Başlatan: kafkaskartalı

    Haberlerde gördüm depresyon hastası bir kadın ambulanstan inip hastaneden kaçıp kaybolmuştu bende anksiyete bozukluğu var depresiflik oluyo bazen haberi

    En son yazan: dreamer8 1 gün önce Son mesaja git
    TheBrain

    AÖF ile ilgili

    Konuyu Başlatan: TheBrain

    Arkadaşlar, 2011'de Dış Ticaret Programı'nı tamamladım ve daha sonra 2012'de Açıköğretim İktisat Bölümü'ne başladım ve hâlâ aynı bölüme devam ediyorum.

    En son yazan: iyimser 1 gün önce Son mesaja git
    leonardo

    hangi burçsunuz

    Konuyu Başlatan: leonardo

    sosyal fobililer hangi burçsunuz?

    En son yazan: MERTMERT 21 Saat önce Son mesaja git
    mihr-ü mah

    asosyallik

    Konuyu Başlatan: mihr-ü mah

    Arkadaşlar merhaba. Ben 22 yaşındayım ve şu an üniversite 3. sınıftayım .okuduğum şehri sevmiyorum.Bi öğrenci için çok kısıtlı imkanları bulunan bir şehir.

    En son yazan: indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    TheBrain

    Antipsikotik ilaçlar ve şizofreni

    Konuyu Başlatan: TheBrain

    Olanzapin gibi anti-psikotik ilaçlar, şizofreniye veya şizofreni belirtilerine neden olur mu arkadaşlar?

    En son yazan: TheBrain 1 gün önce Son mesaja git
    TheBrain

    Eksiklik Sendromu

    Konuyu Başlatan: TheBrain

    Arkadaşlar, bende "Eksiklik Sendromu" diye bir rahatsızlık var, daha önce de aynı konuyu açmıştım ancak pek ilgi göstermemiştiniz. Bu rahatsızlık,

    En son yazan: TheBrain 1 gün önce Son mesaja git
    qwerty123123

    kendimi sosyal hayattan soyutladım

    Konuyu Başlatan: qwerty123123

    ilkokulda hiç arkadaşım olmadı orta okuldada lise 3 teyim samimi hiç arkadaşım yok hep yalnızım bırakın sevgiliyi kantine gidecek bir arkadaşım bile yok

    En son yazan: YerGökHayat 1 gün önce Son mesaja git
    genco

    hayatı boşver mutlu olmaya bak!

    Konuyu Başlatan: genco

    slm arkadaşlar hayatı en güzel bi şekilde yaşayın insanların hiç birinebakmayın ne sözlerine ne kendilerini eleştirin deymezler; en iyisi sen ol kalbinde

    En son yazan: genco 2 Gün önce Son mesaja git
    birikiüc

    sosyal fobi sizde de 2 uçlumu?

    Konuyu Başlatan: birikiüc

    arkadaşlar merhaba size bir sorum olacak. bende sosyal fobi teşhisi var. sizlerin burada paylaştığı şeylerin hepsini yaşadım, yaşıyorum. ama şöyle bir

    En son yazan: dreamer8 7 Saat önce Son mesaja git
    iyimser

    Öğretmenler Günü Kutlu Olsun

    Konuyu Başlatan: iyimser

    Başöğretmenimiz Atatürk'ün fikirleri doğrultusunda eğitim veren, öğrencisini anlayabilen, şiddet göstermeyen, farklı öğrencilere ayrımcılık yapmayan,

    En son yazan: iyimser 1 gün önce Son mesaja git
    messina

    Yalnızım

    Konuyu Başlatan: messina

    Merhaba arkadaşlar, istanbulda yaşıyorum, uzun yıllardır yanlızlık çekiyorum, benim gibi psikolojik sorunları olduğundan yalnızlık çekenler varsa bir

    En son yazan: indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    unver

    Biktim yalnizliktan

    Konuyu Başlatan: unver

    Ara ara canima tak ediyor. Hic duzenli bir hayatim olmadi. Universiteyi baska bir sehirde okudum. 4 yil ailemden ayri kaldim. Orada bir cevrem oldu. Ama

    En son yazan: MoRbİd 1 gün önce Son mesaja git
    Batuhan Aktaş

    Yardım edin Çok sıkıldım :(((

    Konuyu Başlatan: Batuhan Aktaş

    Okula gidiyorum derslerde uyuyorum ve dersi anlamıyorum kafamdaki düşüncelerden yoruldum , nakil yaptım yeni bir okula geldim babam çok çalışmamı söyledi

    En son yazan: Taz 1 gün önce Son mesaja git
    indigo

    günlerin kısalması

    Konuyu Başlatan: indigo

    günler iyice kısalmaya başladı bu psikolojimi kötü etkiledi. hemen gece oluyor güneşde yok erken kalksam yine hava kapalı içim kararıyor havayı görünce.

    En son yazan: indigo 2 Saat önce Son mesaja git
    Hamsterdam

    İnsanlar bana kötü kötü bakıyorlar,dışlıyorlar,görmezden geliyorlar

    Konuyu Başlatan: Hamsterdam

    İnanın abartmıyorum 4 yıldır böyle dışarı çıktığımda insanlar kötü kötü bakıyorlar dövecekmiş gibi,bazıları bana bakıp gülüyor,bazıları dışlar gibi bakıyor,bazıları

    En son yazan: Taz 2 Gün önce Son mesaja git
    gokhanhoca22

    iyileştiğimi sağlık kuruluna nasıl ispatlarım ???

    Konuyu Başlatan: gokhanhoca22

    merhaba arkadaşlar.sizlerle biraz dertleşmek istiyorum.aslen öğretmenim ve mesleğime deli gibi aşığım.yaklaşık 2 yıl evvel psikolojik rahatsızlıktan ötürü

    En son yazan: govinda 2 Gün önce Son mesaja git
    TheBrain

    kafa sallamak

    Konuyu Başlatan: TheBrain

    Birini dinlerken, konuşurken kafa sallamayı becremiyorum, onu yapmamam sorun olur mu ?

    En son yazan: TheBrain 2 Gün önce Son mesaja git
    bilin

    akineton hakkında?

    Konuyu Başlatan: bilin

    selam arkadaşlar akineton kullanan var mı?
    yan etkileri nelerdir ve ne zaman da geçiyor?
    terleme yapmıyor sizce ilaçtan dolayı mı? tehlikeli

    En son yazan: EHN1905 2 Gün önce Son mesaja git
    musteer

    Duyguların ve düşünmenin farkında olamamak?

    Konuyu Başlatan: musteer

    Merhabalar herkese konuya tam olarak açıklayabileceğimi umuyorum. Beynim çok ters bir şekilde çalışıyor çoğu kez okuduğum bir makale yada cümleyi ilk

    En son yazan: YerGökHayat 1 gün önce Son mesaja git
    hayat_işte

    selam psikoloji gen.tr ailem

    Konuyu Başlatan: hayat_işte

    selamün aleyküm kocaman aileme.Tam 7 sene olmuş aranıza katılalı.Bu zamanda neler yaşamışım neler.Ne kadar özlemişim buraya yazmayı.Paylaşmayı.Bazen en

    En son yazan: Taz 2 Gün önce Son mesaja git
    hayat_işte

    yüreğimden hatıralar -2-

    Konuyu Başlatan: hayat_işte

    Onca yol ayrımından sonra yüreğim senin kollarında,
    Acıtsanda,dağıtsanda sevgili,vazgeçilmecek senden,
    Biliyorum ihanet bu,biliyorum yok

    En son yazan: hayat_işte 3 Gün önce Son mesaja git
    TheBrain

    ilaç

    Konuyu Başlatan: TheBrain

    olanzapin kullanıyorum bu ilaç bana ne yapacak ?

    Best Regards,

    En son yazan: EHN1905 2 Gün önce Son mesaja git
    sosyoroll

    İki Hastalığın Ayrımı

    Konuyu Başlatan: sosyoroll

    Herkese iyi akşamlar.

    Şimdi yardımcı olursanız sormak istediğim bir soru var.

    Bipolar ve borderline tam olarak nasıl ayrılır.

    En son yazan: sosyoroll 3 Gün önce Son mesaja git
    TheBrain

    İntihar düşünceleri

    Konuyu Başlatan: TheBrain

    Bazı psikiyatrik bozukluklarla birlikte görülen "intihar düşünceleri"ni oanzapin arttırabiliyormuş. İntihar düşüncesi, teknik bir terim mi yoksa

    En son yazan: YerGökHayat 2 Gün önce Son mesaja git
    misafir19

    objektif bakmak?

    Konuyu Başlatan: misafir19

    arkadaşlar herşey düşüncelerden ve bizim yorumumuzdan oluşuyosa şimdi de "duyuglarımı yaşamaktan korkuyorum çünkü yaşadığım güzel hisler ya karşımdaki

    En son yazan: dreamer8 2 Gün önce Son mesaja git
    indigo

    hayatın daha gerçekçi gelmesi

    Konuyu Başlatan: indigo

    sabahları güneş doğarken hayat insana daha gerçekçi geliyor. bence bu ozon tabakasının yeryüzüne yakın olmasıyla alakalı. ozon gazı insana yaşama isteği

    En son yazan: indigo 3 Gün önce Son mesaja git
    indigo

    dikkat otrivine

    Konuyu Başlatan: indigo

    bu ilaç burun açıcı sprey ama panik atağı tetikliyor panik atak yaşamış olanlara kesinlikle tavsiye etmem

    En son yazan: indigo 2 Gün önce Son mesaja git
    indigo

    aileye bağımlılık

    Konuyu Başlatan: indigo

    aileme bağımlı olmak istemiyorum özgür olmak istiyorum ama olmuyor.

    En son yazan: indigo 2 Gün önce Son mesaja git
    mavimor

    Diyet yapamıyorum çünkü hak etmediğimi düşünüyorum. yardımcı olur musunuz?

    Konuyu Başlatan: mavimor

    terliyorum diye benimle dalga geçiyorlar terlemek elimde değil neden olduğunu da bilmiyorum hastalıktan değil. doktora gittim bişey çıkmadı. banyo yapsam

    En son yazan: mavimor 2 Gün önce Son mesaja git
    benjamin

    Anksiyete atlattıktan sonra tekrar nükseder mi ?

    Konuyu Başlatan: benjamin

    2 yıl ilaç kullanımından sonra tamamen biten anksiyete yeniden nüksedermi yada ömür boyu hiç nüksetmezmi ?

    En son yazan: eylülbasak 3 Gün önce Son mesaja git