PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Tehlikeli Ritalin & Concerta Kuşağı!



RevolutionIST
08-04-2011, 03:02 AM
Bu ilaçları kullanan yada çevresinde kullanan yakınları olan üyelerimizin aşağıdaki yazıya bir göz atmalarını kesinlikle öneririm. İyi forumlar :)

“amerika da her yıl bir milyonun üzerinde artan sayıda çocuk, ritalin almaya başlıyor. okullarda sabahın 10'unda çoğu erkek olan çocuklar sıraya dizilerek kuşlar gibi ağızlarını açıyor ve her birinin ağzına bir ritalin veriliyor; uslu, itaatkar, zombi gibi çocuklar olsunlar diye, okulun ve öğretmenlerin işi zorlaşmasın diye. Bu manzara amerikanın hemen her ilkokulunda her gün yaşanıyor. kuyruktaki çocukların ortak özelliği hade “hiperaktivite/dikkat eksikliği sendromu” hastalığından muzdarip olmaları.”

iki yıl önce yazdığım bir yazıda bu manzaranın bir gün ülkemizde de yaşanmasından korktuğumu dile getirmiştim. sandığımdan da çabuk gerçekleşiyor türkiye'de. hem de devlet eliyle. geçen yıl ilk taramada istanbul'da 490 kurbanlık hade'li çocuk tespit edildi. bu sayının bu sene ve her sene hızla artacağından hiç şüpheniz olmasın. tabii ki ilk etapta ilaçla “tedavi”nin sözü edilmiyor. ama çok kısa zamanda ritalin'le tedavinin(!) tek tedavi yöntemi olarak bu çocuklara sunulacağına bahse girerim.

“ilaç en son başvurulması gereken yoldur” diyen psikiyatristler ve okul yönetimi nedense ilaca ilk sarılanlar oluyor. yani lafta terapi,
uygulamada ilaç... ve gerçekte var olmayan bir “hastalık” için.

uyuşturucu probleminin böylesine arttığı zamanda devlet eliyle
çocukları uyuşturmanın arkasında hiç de masumane niyet olduğuna inanmıyorum. unvaninin sayginliğini maddi çıkarlar için kullanan, onların unvanını kullanan firmaların nalıncı keseri görüşlerini bilimsel doğru olarak topluma sunan psikiyatristler, doktorlar ne yazık ki her toplumda vardır.

ritalin sentetik kokaindir ve uyuşturucu piyasasinda tanesi beş
dolardan satiliyor

ritalin nedir? ritalin, çocuklarda sakinleştirici etkisi yapan
amfetamin ailesinden bir dragdır. afyon, kokain ve morfin ile birlikte skala ii kategorisinde yer alan, güçlü bağımlılık yaratan, yoksunluğu psikoza ve intihara kadar sürükleyebilen bir yasal drag. yani kokainin sentetik hali. iştah kaybı, kilo kaybı, uykusuzluk, kalp çarpıntıları, baş dönmesi, eklem ağrıları, mide bulantısı, göğüs ağrısı, karın ağrısı gibi sıkça görülen yan etkileri var. halusinasyonlara, gittikçe artan anormal ve
garip davranışlara neden olabiliyor. çocuğun bedeni yasal olanla olmayan arasındaki farkı bilmiyor ki. aynı derecede bağımlı oluyor. ritalin hapı, amerika ve hollanda başta olmak üzere uyuşturucu piyasasında sokakta tanesi 5 dolara satılan, ezilerek burundan çekilerek ya da enjekte edilerek alınan bir drag. yani hiperaktif teşhisi konmamış gençler arasında da kullanılan popüler bir drag ve kokainden çok daha ucuz. bir zamanlar kokain eroin ve amfetamin de yasaldi ve mucize ilaç olarak tedavi amaciyla kullaniliyordu

bir zamanlar kokain, eroin ve amfetamin de yasaldı ve bağımlılık
yapmadığı savunuluyordu.

kokain, 1800'lü yılların mucize ilacıydı. soğuk algınlığı, ağrı
dindirici, anti depresan olarak hatta bebeklere kolik tedavisi olarak
veriliyordu.

eroin, morfin bağımlılığının tedavisi için üretilmiş bir ilaçtı. morfin
de daha önce afyon bağımlılığının tedavi ilacıydı. tıpkı bugün eroin
bağımlılığından kurtulmak için eroinden daha güçlü bağımlılık yaratan methadon'un kullanılması gibi. bakalım yarın methadon bağımlılığından kurtulmak için ne tür ilacı piyasaya sürecekler. bu bira bağımlılığından kurtulmak için doktorun votkaya başlamasını önermesi gibi bir şey.

amfetamin ikinci dünya savaşında tüm ülkelerin askeri pilotlarına ve daha sonra askerlere veriliyordu.

abd'de 1940'lı yıllarda depresyon ve uykusuzluk tedavisi için amfetamin kullanılıyordu.

Bu da, zamanla dünya çapında bir amfetamin salgınına yol açtı ve bu salgın ancak çok büyük harcamalar sonucunda yavaşlatılabildi. bu durum abd, kanada, ingiltere ve avusturalya hariç bir çok ülkenin ritalin'e karşı büyük bir tepki geliştirmesine yol açtı. fransa'da bugün ritalin yerine psikoterapi uygulanıyor.

abd'de ise, psikoterapi pahalı bir yöntem olduğu için kurumların onayı ile hiçbir psikoterapi uygulanılmadan ritalin veriliyor.

journal of the american medical association'a göre 6 yaş altı gruptaki çocuklarda da –hatta 1 yaşın altındakilerde bile- ritalin kullanımı gün geçtikçe artıyor. hem de ilaç firması novartis ritalin'in 6 yaş altı çocuklarda kullanılmaması gerektiğini belirttiği halde.

bir hastalik nasil yaratilir

başlangıçta psikiyatri, hiperaktivitenin “beyin hastalığı” olduğunu
ileri sürdü. beyin hastalığı olduğunu gösteren hiçbir kanıt
bulunamadığında bu kez “minimal beyin hastalığı” olduğu iddia edildi. minimal beyin hastalığı tezi de kanıtlanamayınca bu kez “minimal beyin bozukluğu” olarak tanımlandı. bu da kanıtlanamayınca ismi yeniden değişerek “dikkat
eksikliği bozukluğu” oldu. bu çocuklar video oyunları oynarken, kendi hoşlarına giden şeylerle ilgilenirken hiç de dikkat eksikliği çekmedikleri halde, biyopsikiyatri savunucularının ve ilaç firmalarının ısrarlı propagandaları sonucunda gerçek bir hastalık olarak toplumda hızla kabul görüyor.

hiperaktivite denilen bir hastalığın olmadığına dair yapılan ciddi
araştırmalar hasır altı ediliyor. psikiyatrist diane guinness,
hiperaktivite hastalığını(!) “imparatorun yeni giysisi “ olarak tanımlıyor. “hastalığı biz yarattık, ona tıbbi kutsallık kazandırdık. şimdi yüzümüzü kızartmadan, yarattığımız canavardan nasıl kurtulacağımızı bilemiyoruz”
diyor. ilaç firmalarının sponsorluğunda yapılan araştırmalar için büyük miktarlarda paralar almış, unvanlarını ortaya koymuş psikiyatristlerin gerçeği itiraf etmesinin gerçekten zor iş olduğunu söylüyor.

Devamı aşağıda>

RevolutionIST
08-04-2011, 03:02 AM
ilaç firmalari destekli saygin(!) kurumlar

ilaç firmalarının maddi desteklerini esirgemediği kurumların kendisi başlı başına bir yazı dizisi konusu. üniversitelerin araştırma birimleri, amerikan psikiyatri derneği (ama), amerikan eğitim departmanı, okul aile birliği, ulusal akıl sağlığı enstitüsü (nimh), ilaç firmalarından maddi destek alan kurumlardan sadece birkaçı. silah sanayii kadar girift ilişkilerle çark müthiş dönüyor.

amerika'da hiperaktif çocuk ailelerinin oluşturduğu ülke çapında
şubeleri olan ch.a.d.d. derneği de ilaç kullanımını savunarak, ritalin'i üreten novartis ilaç firmasının bonkör bağışlarından yararlanıyor. ayrıca hiperaktif teşhisi konmuş fakir ailelerin çocuklarına sosyal sigorta sisteminden her ay 400-600 dolarlık yardım da yapılıyor. üstelik bu paranın nasıl harcanacağına dair hiçbir kısıtlama getirilmiyor. bu aileler çocuklarının hasta olarak damgalanmasından hiç de şikayetçi değil. havadan para geliyor aileye. bu aileler ch.a.d.d. üyesi tabii ki.

çocuğun “hasta” olması, anne babayı suçluluk duygusundan da beraat ettiriyor.

hade hastaliğinin(!) belirtilerine göre çocuk olmanin kendisi bir
hastalik

pediatrik nörolojist dr. fred baughman “hiperaktivite bir
kandırmacadır. tek bir bilimsel kanıta bile dayanmaksızın, psikiyatristler, bu “hastalığın” belirtileri arasında şunları sayıyorlar:

. ödevine dikkatini yöneltememek

. kolayca dikkatinin dağılması

. sıklıkla dinlemiyor görünmesi

. bir aktiviteyi tamamlamadan diğer aktiviteye başlaması

. ödevi için gerekli şeyleri sıkça kaybetmesi

. başkalarının sözünü kesmesi

. grup içinde sırasını beklemede güçlük çekmesi

. soruların yanıtını hiç beklemeden vermesi

. sonuçlarını düşünmeden, fiziksel olarak tehlikeli aktivitelerde
bulunması

. çok konuşması

. sessizce oynamakta zorluk çekmesi

. sandalyede uzun süre oturamaması

. sandalyede kıpır kıpır olması

. kendisine söylenenlere itaat etmekte zorluk çekmesi

bu listede yer alan maddelerden 8 ya da daha yukarısı bir çocukta
mevcutsa, o çocuk hade hastası olarak etiketlenebilir.” diyor.

bu tanıma göre çocuk olmanın kendisi bir hastalık oluyor... ve her
nasılsa çocukluk dönemi geçtiğinde bu hastaların yüzde 90'ında “iyileşme”
görülüyor. ilaçla tedavi görse de görmese de. çünkü hade'li çocukların sadece yüzde 10'u hastalıklarını(!) 25 yaşın üzerine taşıyor. toplumda sorunlu insanların sayısı bundan çok daha yüksek.yaş ilerledikçe kendi kendine geçen ilginç bir hastalık bu hade.

ister bir psikiyatristin ofisinde, ister sınıfta yapılan hiperaktivite
teşhisi, teşhisi koyan kişinin unvanı ne kadar şatafatlı olursa olsun,
kişisel görüşünden başka bir şey değil. bu hastalığın hiçbir tıbbi
testi yok. var diyenler düpedüz yalan söylüyor. uyduruk bir hastalığın tıbbi testi nasıl olabilir ki!

hiperaktivite ve dikkat eksikliği sendromu olarak tanımlanan bu
“hastalık” gerçekte anne ve babaların çocuklarına, öğretmenlerin öğrencilerine yaklaşımlarındaki “dikkat ve ilgi eksikliği”nden kaynaklanıyor. ama bunu anne babaların da, öğretmenlerin de kabul etmesi çok zor. kim sorumluluk almak ister ki?

büyüklere prozac çocuklara ritalin

“doktor söylüyorsa doğrudur” diyerek çocuklarına ritalin vermenin
gerekliliğini savunan anne babaların arasında alkol ve/veya hapla duygusal sorunlarını bastıranların oranı yüzde 83. hap çözümler arayışı içinde prozac toplumunun yetişkinleri kendilerini haplarla, yasal olan ya da olmayan maddelerle uyarırken ve uyuştururken, çocuklarını haplardan uzak tutmalarını nasıl bekleyebiliriz?

büyüklere prozac, xanax, seroxat, valium, içki, çocuklara ritalin,
dexedrine, adderall. sonuç: uyuşmuş bir toplum.

nevrotik biyopsikiyatrinin yalanlari

psikiyatristlerimizin çoğu, amerika'nın vahşi kapitalizm anlayışıyla
uyguladığı her şeyi gözü kapalı doğru kabul ediyor. zaten ilaç sanayii
olmasa psikiyatristler varlıklarını nasıl sürdürebilirler ki!
psikiyatriste gidip de eline reçete tutuşturulmayan kaç kişi tanıyorsunuz?

okulların ve eğitim sisteminin zavallı durumu içinde öğretmenler ilgi ve sevgi açlığı çeken bu çocuklara nasıl yaklaşacağını bilmiyor. işte
burada psikiyatrinin başı çektiği akıl sağlığı kurumları ve ilaç
firmaları ailenin, okulun, toplumun ve devletin veremediği ilgi ve dikkat eksikliği boşluğunu, ağzının suyu akarak doldurmak için pusuda bekliyor.... ve hiperaktivite ve dikkat eksikliği (hade) diye bir hastalık uyduruluyor. bu yazıya sığmayacak kadar uzunlukta dönen dolaplar sonucu bu hastalık(!) psikiyatri el kitabına yasal olarak giriyor. girmesi gerekiyor, çünkü amerikan sağlık sisteminin doktor-ilaç firmaları-sigorta saç ayağının tıkırında işlemesi için hastalığın resmiyet kazanması gerekiyor. çocuğun ilgi ihtiyacının ifadesi olan yaramazlık ve sağlıklı kanalize
edilememiş enerji fazlalığının adı “hiperaktivite”, özgüven eksikliğinden kaynaklanan utangaçlığın adı “sosyal fobi” gibi hastalık ismine büründükçe doktorlar psikotropik ilaç denilen yasal uyuşturucu/uyarıcıları hastaya yazabiliyor ve sigorta şirketi bunu karşılıyor. bu yüzden de amerika'da ritalinin önlenemez yükselişi ilk anda fakir, zenci ve erkek çocuklarına hiperaktivite tanımı konularak başladı. nasıl olsa ilacın
parasını devlet ödüyordu ve çocuklar okullarda iyice ehlileşiyordu.

psikolojide projeksiyon denilen bir savunma mekanizması vardır. kişi kendinde olan olumsuz bir özelliği başkalarına yansıtır. psikiyatri, çocuk-kurbanı suçlayarak, ebeveynlerin, ailenin, okulun ve toplumun “dikkat eksikliği”ni çocuklara yansıtarak, yetişkinleri ve sistemi sorumluluktan kurtardı. çocuklara teşhis koyarak, ilaçla uyuşturarak reforma acil ihtiyaç duyan yetişkin kurumlarını aklamayı seçti. çünkü psikiyatri de aynı reforma ihtiyaç duyan sistemin içinde yer alıyor.

aile, okul sistemi sütten çıkmış ak kaşık. çocuklar ise suçlu.

hastalık, hastalığı görenin kendi gözündedir.

devlet, çocuklarımıza “uyuşturucuya hayır” kampanyaları düzenliyor. ama öte yandan kendi eliyle uyuşturucu vermeye hazırlanıyor. bu ne yaman çelişki!

gerçek tedavi ne peki?

• eğitim sisteminin çocukların ilgi ve merakını çekecek şekilde,
duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarına da yönelik olması.

• annenin babanın çocuklarına göstereceği gerçek ilgi ve sevgi. ne
ilaç ne psikoterapi, bunun yerini tutamaz. ne yazık ki çoğu anne baba gerçek ilgi ve sevgiyi kendisi yaşamamış ki, çocuğuna verebilsin. kendisi ilgi ve sevgiye muhtaç bir “yetişkin çocuk.”

RevolutionIST
08-04-2011, 03:03 AM
kendisi olamayan insanların kendisi olmaya izin verilmeyen çocuklarının hastalığının adı da ya hade oluyor, ya sosyal fobi.

özgüven ve öz-değer geliştirerek değerlilik ve yeterlik duygusunu
arttırmalarına yardımcı olmaktır gerçek çözüm desem size? bununla ilgili eğitim almak, okumak, araştırmak, kendimizle yüzleşmek, kendimizi tanımak için emek ve çaba göstermek gerek desem size. üff, yok mu bunun hapı?

yaşasın psikiyatri ve ilaçlar.

yeni hastaliklar pazara çikmaya hazirlaniyor

psikiyatristlerin incil'i dsm-v 2010 yılında çıkacak. orada amerika'nın taze yarattığı yeni hastalıkların yer alması çalışmalarına şimdiden başlandı bile. hastalıklar kitapta yer almalı ki, ilaç, tıp ve sigorta şirketleri üçlüsü insanların hastalıklarından para kazansın.

işte önerilen yeni hastalıklardan biri: ilişki bozukluğu hastalığı.
şaka yapmıyorum. ciddiyim. eminim ilaç şirketlerinin finans ettiği
araştırmalar sonucu ilişkilerimizi bir türlü sağlıklı yürütememizin nedeni biz değil, beynimizdeki “biyokimyasal dengesizlik” olacak. tamam hasta damgası yiyeceğiz ama karşılığında sorumluluktan ve suçluluk duygusundan kurtulacağız.

yaşasın psikiyatri ve ilaçlar. ben size hepimiz toptan hastayız dememiş miydim? 2010'a az kaldı doktorum nerde?

çocuğunuza hap almayi öğretirseniz onlar da hapçi olur.

günümüz toplumu hasta bir toplum. nüfusunun üçte ikisinin obez olduğu amerika'nın jandarmalığını yaptığı dünya insanı hasta. eğitim sistemi hasta, sağlık sistemi hasta, değerleri hasta bir dünyada yaşıyoruz.

beyinlerde hastalık var. ama çocukların değil, bu hasta düzeni inatla sürdürmeye çalışan yetişkinlerin beyinlerinde. derin ve emek gerektiren çözümler yerine hap çözümlerle günü kurtararak var olmaya çalışan yetişkinlerin dünyasında öncelikli değerlerin acilen sorgulanması gerek. ama sorgulayan beyin tehlikelidir günümüzün hasta sisteminde. “kral çıplak” diyebilecek kadar uyanık olmamalı çocuklar. büyüdüğünde boyun eğmeyi öğrenemez yoksa. itaatkar çocuk iyi çocuktur.

ritalin'in yüzde 90'ını tüketen amerikalı çocukların ebeveynlerinin
obezite, alkolizm, işkolizm gibi yasal hastalıklarının boyutlarına
eriştiğimiz gün, bizim çocuklarımızın da hade ve ritalin alma oranı onlara benzer olacaktır. küçük amerika olmak değil mi rüyalarımız?

çocuğunuza hap almayı öğretirseniz onlar da hapçı olur. uyuşturulan beyinler, daha iyi yönetilir. ebeveynler de okul yönetimi de, sistem de rahat eder. ama vicdanlar hangi uyuşturucuyla susturulabilecek? nereye
kadar?

kurt cobain de bir ritalin çocuğuydu

bir zamanlar, enerji dolu, yaratıcı, özgür ruhlu zeki bir çocuk olan
kurt cobain'in tipik bir zeki çocuk davranışları sergilemesinden
hoşlanmayan bir psikiyatrist, onu sessizce oturtmak için, çocukluğunu bastırması için güçlü bağımlılık yaratan tehlikeli bir hapla onu “iyileştirmeye” başladı.

ritalin cobain' de uykusuzluk yarattı. bu kez de rahat uyuyabilmesi
için başka ilaçlar verildi. sakinleştiriciler.

psikiyatristler, ritalin'in çocuğun derslerini çalışmasına yardım
ettiğini iddia etmelerine rağmen, cobain, zayıf bir öğrenci olmaya devam etti ve nihayet okuldan atıldı. cobain'in diğer uyuşturuculara bağımlılığı, vahim fiziksel sorunları, garip davranışları ve nihayet intihara
kadar uzanan yolculuğu işte böyle başladı.

yıllar süren reçeteli ilaç alma alışkanlığı, onu sokak uyuşturucularına yönlendirdi. ritalin alan çocukların sıkça yaşadığı bir sonuçtu bu.

tıpkı aktris jill ireland'ın hiperaktif olduğu için ritalin verilen
oğlunun daha sonra kokain ve eroine geçiş yaptığı gibi.

artık büyümüş olan eski bir ritalin çocuğu şimdiki kokain bağımlılığını şöyle açıklıyor; “şimdi ancak kokain ve speed alırsam kendimi “normal” hissediyorum.”

cobain de eroin bağımlılığıyla yıllarca mücadele etmeye çalıştı. bırakmayı çok kez denedi ama başaramadı.

ritalin'in yarattığı tıbbi sorunlar onu hayatı boyunca etkiledi.
omuriliği eğriliği, boynuna asılı gitarın etkisiyle daha da arttı. yanan midesi ve mide bulantısı, onda intihar isteği yaratıyordu. cobain, eroini “midesinde yanan ateşi söndürebilen tek madde” olarak övüyordu. ama kimse ona mide ağrısının ritalin alan çocuklarda sıkça görülen bir yan etki olduğundan bahsetmemişti.

doğuştan sahip olduğu artistik dehasıyla okulu bıraktıktan hemen sonra bir album yaptı ve geffen records ile kontrat imzaladı. ama reçeteli ilaçlarla başlayan bağımlılık yolculuğuna yasadışı uyuşturucularla devam ettiğinde , cobain'in uyuşturucu sorunu kritik duruma ulaşmıştı. eşi courtney love ve arkadaşları onu umutsuzca bir bağımlılık tedavisi merkezine yatırdı. merkeze yattığından 36 saat sonra, cobain, programı bıraktı ve seattle'in sakin bir bölgesinde yer alan evinin garajının üstündeki küçük odada başına tek bir kurşun sıkarak intihar etti. otopside
kanında eroin ve yine bağımlılık yaratan reçeteli bir drag olan valium bulundu.

intihar notunda, onu intihara sürükleyen iki şeyi şöyle açıklıyordu.
yıllarca çektiği mide ağrısı ve artık tutkusunu yitirdiği müzikle
beslenememesi. kimyasal olarak uyuşmuş cobain'i müzik terk etmişti. cobain, varoluş amacından, hayata sunmak üzere doğarken beraberinde getirdiği armağanından yoksun kalmaya dayanamamıştı.

Nil Gün

anka_
08-04-2011, 10:21 AM
Paylaşım için teşekkür ederiz revolutionist...

Yazıda da açık bir şekilde yazıldığı gibi her geçen gün ''metilfenidat'' içeren ritalin ve concerta gibi ilaçların satışı artıyor. Sağlık çalışanı olarak bende elimden geldiği kadar ebeveynleri yan etkileri konusunda uyarıp ilaç yerine alternatif uygulamalara teşvik etmeye çalışıyorum ama işte...ne kadarını kurtarabiliriz bilmiyorum. Eskiye oranla bu tür ilaçlara olan talep belirgin şekilde daha fazla.

Ayrıca prozac gibi ilaçları da doktorlar çok rahat bir şekilde 12 yaş üstü çocuklara yazıyor. Yine dikkat eksikliği için ''risperidon'' içeren bir antipsikotik olan risperdal solüsyon tarzı ilaçları da yazıyorlar. Bu konuda çok endişe verici...

Biz olabildiğince bilinçlenip çevremizi uyaralım. Verilen her bir kimyasalın yarar-zarar ilişkisini doktora körü körüne güvenmek yerine kendimiz araştırıp çevremize de soralım. Çünkü bu tür ilaçları verirken yan etkileri anlattığımda mesela hastalar kullanma konusunda tereddüt yaşıyorlar. Doktorlar anlatmadığı için inanıyorlar onlara ama bunları öğrenince de vazgeçebiliyorlar.

ve zaman geçtikçe kapitalist sistemin bu tür oyunları ile baş etmek daha da zorlaşıyor. Allah sonumuzu hayır etsin...

omerer
08-04-2011, 02:23 PM
revolutionist ve anka, ikisi de psikolog. ilaç yazma yetkileri olmadığı için körükörüne ilaçlara karşılar.
günümüzde artık psikiyatrik hastalıkların organik beyin hastalıkları olduğu ve ilaçsız tedavinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
tabi bu durum psikologları işsiz bırakıyor ve müşteri bulabilmek için ilaçlara çamur atma yarışına giriyorlar.

anka_
09-04-2011, 08:56 AM
Psikolog değilim ve ilaç yazma yetkim de yok ama ilaç satmanın bana fayda getirdiği bir mesleğim var. Buna rağmen araştırıp öğrendiğim şeyleri bunlar yokmuş ya da zararlı değilmiş gibi önermek vicdanımı rahatsız ettiği için hastalara bilgi veriyorum. Yoksa hastalara zaten bir şeyleri dayatmıyoruz, sordukları zaman da bilgi verip yine doktor kontrolünde ortak karar vermelerini söylüyoruz.

RevolutionIST
10-04-2011, 02:19 AM
revolutionist ve anka, ikisi de psikolog
Henüz psikolog değil, psikoloji öğrencisiyim.


ilaç yazma yetkileri olmadığı için körükörüne ilaçlara karşılar.
İlaç yazmaya körükörüne karşı değilim fakat küçüklükten beri zorunlu olmadıkça ilaç kullanmadan hastalıklarımı atlatmaya çalıştım.
Gripsem terleyip duş alıp sıcak şeyler içtim. Karnım ağrıyorsa hafif yemekler yedim vs.
Mümkün olduğu kadar ilaçları bünyemden uzak tutmaya çalıştım.
Fakat tabiki geçiremedim hastalıklarda ikaç kullandım.
Psikolog değil psikiyatrist olacak olsaydım da ilaç vermemeye çalışırdım.
Doğal olmayan her türlü madde vücuda zararlı.


günümüzde artık psikiyatrik hastalıkların organik beyin hastalıkları olduğu ve ilaçsız tedavinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Anka ve benim açıklamamızdan psikolog olduğumuz kanısına vardıysanız, bu açıklamada sizi psikiyatrist yapıyor olsa gerek..
Eğer psikiyatristseniz hangi ilaç firması yurt dışı semineri için uçak biletinizi karşıladı?..
Bu cümleyi kurarken hangi kaynaklardan yararlandınız?
Bu sonucun güvenilirliği nedir?
Uluslararası bilim çevrelerinde kabul görmüşmü?
Hangi çevrelere yakın kaynaklarda destek bulmuş?
Neredeyse dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen kesinlikte bir cümleyi kurarken, bence biraz daha dikkatli olmalısınız.


tabi bu durum psikologları işsiz bırakıyor ve müşteri bulabilmek için ilaçlara çamur atma yarışına giriyorlar
Psikologlar işsiz kalmaz, çünkü psikologların tek çalıştığı alan klinik değildir.
Sosyal, gelişim, endüstriyel, deneysel vb.. bir çok psikoloji alt dalı vardır.
Bizim gibi psikolojiyle yeni tanışan toplumlarda, bu alt dallar pek bilinmez, sizde bu duruma bir örneksiniz.

İlaçlara çamur atmak gibi bir amacım yok.
Oynanan kirli oyunlardan insan olarak birey olarak duyduğum üzüntüden dolayı burada bu yazıyı paylaşmak istedim.
Siz istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz.
Bana göre mesele, bilinçli ve kendini iyi yetiştirmiş bir insan olarak, çevremde uyarabildiğim kadar insanı uyarmak.
İyi forumlar :)

johnfletcher
10-04-2011, 08:29 AM
ritalinle tanışıklığım 5 yıl öncesine kadar uzanıyor. kolaylıkla söyleyebilirim ki ritalin psikiyatrinin boktan hayatıma getirdiği yapay renklerden biridir. kolaylıkla diyorum çünkü, ritalin kullanmam gereken durumların olduğunu biliyorum ve ilaç da kendinden beklediğim performansı her seferinde layıkıyla yerine getiriyor. ayrıca kolaylıkla diyorum çünkü ritalinin bana uzun vadede neler yapabileceğini bilmiyorum. açıkçası araştırmak da istemiyorum, inanır mısınız sigaranın zararları bu kadar gözüme sokulmadan önce ben içtiğim her daldan daha çok keyif alırdım. dolayısıyla bütün hayatları boyunca ritalin kullanan deney farelerine ne olduğunu bilmemeyi seçiyorum. fakat psikiyatristinin yazdığı ilaçla bu kadar içli dışlı olma şansı herkese sunulmuyor. psikiyatristinin yazdığı ilaçları kullanmayı seçtiği için kullanmayan bir çok insan var, anladığım kadarıyla bu insanlar kullanmak mecburiyetinde kalıyorlar. e kullanmasın kardeşim, değil mi? kazın ayağı öyle değil. bir çok psikiyatrist tanrı rolüne soyunduğunun farkında olmadan ilaç yazabiliyor. zaten kaybedecek hiç bir şeyi kalmamış insan da bu tanrıcıkların her ağzından çıkanı yapmak mecburiyetinde kalıyor. buna kişinin içinde bulunduğu halet-i ruhiye(başka bir yolu yok herhalde kafası) kadar kişinin çevresindeki işgüzar insanların temelsiz fakat katı baskısı da sebep oluyor. bu konuda benimle aynı konuda olan psikiyatristler de var, hem de benim ifade edebildiğimden çok daha iyi ifade edebiliyorlar düşüncelerini. bakın bir tanesi ne demiş: "Kişisel destek olmadan insanlara psikoaktif ilaç vermek, insanların kafalarına helikopterden ekmek dolu kasalar atmaya benzer." neyse konuyu dağıtmadan sonuca geleyim, evet böyle bir pazar var, evet hiç takdir etmediğim bir iş yapıyorlar fakat ben şöyle düşünüyorum: tedavide ilaç kullanılmalı demek ne kadar fanatizmse ilaç kullanılmamalı demek de bir o kadar fanatizmdir.

RevolutionIST
10-04-2011, 12:08 PM
ritalinle tanışıklığım 5 yıl öncesine kadar uzanıyor. kolaylıkla söyleyebilirim ki ritalin psikiyatrinin boktan hayatıma getirdiği yapay renklerden biridir. kolaylıkla diyorum çünkü, ritalin kullanmam gereken durumların olduğunu biliyorum ve ilaç da kendinden beklediğim performansı her seferinde layıkıyla yerine getiriyor. ayrıca kolaylıkla diyorum çünkü ritalinin bana uzun vadede neler yapabileceğini bilmiyorum. açıkçası araştırmak da istemiyorum, inanır mısınız sigaranın zararları bu kadar gözüme sokulmadan önce ben içtiğim her daldan daha çok keyif alırdım. dolayısıyla bütün hayatları boyunca ritalin kullanan deney farelerine ne olduğunu bilmemeyi seçiyorum. fakat psikiyatristinin yazdığı ilaçla bu kadar içli dışlı olma şansı herkese sunulmuyor. psikiyatristinin yazdığı ilaçları kullanmayı seçtiği için kullanmayan bir çok insan var, anladığım kadarıyla bu insanlar kullanmak mecburiyetinde kalıyorlar. e kullanmasın kardeşim, değil mi? kazın ayağı öyle değil. bir çok psikiyatrist tanrı rolüne soyunduğunun farkında olmadan ilaç yazabiliyor. zaten kaybedecek hiç bir şeyi kalmamış insan da bu tanrıcıkların her ağzından çıkanı yapmak mecburiyetinde kalıyor. buna kişinin içinde bulunduğu halet-i ruhiye(başka bir yolu yok herhalde kafası) kadar kişinin çevresindeki işgüzar insanların temelsiz fakat katı baskısı da sebep oluyor.

Güzel bir özet olmuş :)


"Kişisel destek olmadan insanlara psikoaktif ilaç vermek, insanların kafalarına helikopterden ekmek dolu kasalar atmaya benzer." neyse konuyu dağıtmadan sonuca geleyim, evet böyle bir pazar var, evet hiç takdir etmediğim bir iş yapıyorlar fakat ben şöyle düşünüyorum: tedavide ilaç kullanılmalı demek ne kadar fanatizmse ilaç kullanılmamalı demek de bir o kadar fanatizmdir.

Düşüncelerinize katılıyorum :)
İlaç kullanmayı, ilaçsız atlatılamadığı durumlarda uygun görüyorum.
Malesef ki bir çok psikiyatristimiz tabiri caizse " her gelene bir ilaç gazlayıp " gönderiyor.

RevolutionIST
10-04-2011, 12:09 PM
Paylaşım için teşekkür ederiz revolutionist...

Ben teşekkür ederim anka :)

Amerikan_ JOG
10-04-2011, 12:55 PM
Luxus denen ilacı kullanan var mı, ellerimde karıncalan ma yapıyor? Bilgisi olan yazarsa sevinirim.

iyimser
11-04-2011, 09:13 AM
Oğlum 4 yıldır concerta kullanıyor. Doktorumuz bırakma seviyesine geldiğini söylüyor ama şunu söylemek isterim ki doktor ısrarla ilaç vermiyor, benim anlattıklarıma istinaden veriyor zorla içir de demiyor ben istesem kullandırtmam ama kullandırtmazsam ne olur?
bu iş hariçten gazel atmaya benzemez. Mecbur kalınınca içiliyor. Kötünün iyisi durumu. Yani içmezse dur durak bilmeyen okula hiçbir şekilde uyum sağlayamayan, kızınca tepkisini diğer çocuklara vurarak, onlara zarar vererek alan, okuldan atılmaya mahkum dolayısıyla eğitim alamayan, sosyalleşemeyen eve kapanmış bir çocuğunuz mu olsun istersiniz, yoksa eğitimini alan uyumlu bir çocuk mu olsun? kararı anne baba verecek, anne baba ilacı çocuğuma içirtmem derse, peki o çocuk büyüdüğünde neden beni tedavi ettirmediniz, neden okuyamadım neden ben böyleyim, hiç arkadaşım yok vs vs diye ailesine kızmayacak mı?

Revolotionİst sözüm sana değil sen bu yazıyı paylaşarak çok iyi ettin sağol. Sözüm Nil Gün'e!

Nil Gün ciddiye alınacak biri değil.

RevolutionIST
13-04-2011, 02:27 AM
bu yazıyı paylaşarak çok iyi ettin sağol

Önemli değil :RpS_smile:

cankanak
23-05-2011, 12:46 AM
Zarardan zarara fark var. Biri kalkıp sigaradan kurtulmak için bağımlılık yapan başka bir ürün üretse, ancak bu yeni ürün çok daha az zararlı olsa gene itirazlar olacaktır. Muhtemelen ticari kaygılarla(malum sigara lobisi).Bütün herşeyin arkasında ticari kaygılar var. Concertanın reçetesinde yanlış hatırlamıyorsam tedavinin tamamlayıcısı diyor ancak tedavi olarak genelde başka bir şey uygulanmıyor gibi.
Concerta veya ritalinin zararlı olduğu şüphesiz. Ancak bireyin karşılaşabileceği daha farklı zararlarda var. İyimser bu konudan bahsetmiş. Daha öncede anlatmaya çalışmıştım. İlacı kullanıyorsanız(veya kullandırıyorsanız) mutlaka ilacın vücutta kaldığı süreyi en iyi şekilde değerlendirin. Mesela çocuk dağınıksa çocuğa düzenli olmayı öğretin. Mesala şu konularda kendini geliştirmesini sağlayın
1-işlerin ertelememek
2-Hayatta her işin kolay olduğunu,başlamanın bitirmenin yarısı olduğunu
3-dağınıklık
4-empati yeteneğinin gelişmesi
5-işlerini sakin bir şekilde yapması
gibi ilk aklıma gelen şeyler.
ilacı alıp bu tür bir eğitimde verilirse ilacın faydası maksimum olur diye düşünüyorum.
Ben geçmişte bu tür sorunu olupta gayet iyi işlerini yapan,hatta çok iyi yapan insanlar tanıdım. Bu kişiler bırakın ilaç içmeyi kendilerinde bu sorun olduğunun farkında bile değillerdi.

iyimser
26-05-2011, 03:04 PM
Zarardan zarara fark var. Biri kalkıp sigaradan kurtulmak için bağımlılık yapan başka bir ürün üretse, ancak bu yeni ürün çok daha az zararlı olsa gene itirazlar olacaktır. Muhtemelen ticari kaygılarla(malum sigara lobisi).Bütün herşeyin arkasında ticari kaygılar var. Concertanın reçetesinde yanlış hatırlamıyorsam tedavinin tamamlayıcısı diyor ancak tedavi olarak genelde başka bir şey uygulanmıyor gibi.
Concerta veya ritalinin zararlı olduğu şüphesiz. Ancak bireyin karşılaşabileceği daha farklı zararlarda var. İyimser bu konudan bahsetmiş. Daha öncede anlatmaya çalışmıştım. İlacı kullanıyorsanız(veya kullandırıyorsanız) mutlaka ilacın vücutta kaldığı süreyi en iyi şekilde değerlendirin. Mesela çocuk dağınıksa çocuğa düzenli olmayı öğretin. Mesala şu konularda kendini geliştirmesini sağlayın
1-işlerin ertelememek
2-Hayatta her işin kolay olduğunu,başlamanın bitirmenin yarısı olduğunu
3-dağınıklık
4-empati yeteneğinin gelişmesi
5-işlerini sakin bir şekilde yapması
gibi ilk aklıma gelen şeyler.
ilacı alıp bu tür bir eğitimde verilirse ilacın faydası maksimum olur diye düşünüyorum.
Ben geçmişte bu tür sorunu olupta gayet iyi işlerini yapan,hatta çok iyi yapan insanlar tanıdım. Bu kişiler bırakın ilaç içmeyi kendilerinde bu sorun olduğunun farkında bile değillerdi.

cankanak senden çok şey öğrendim ve öğrenmeye de devam ediyorum iyi ki varsın.

Wessex
05-07-2011, 01:56 PM
Nerden çıkarıyorsunuz concerta ve ritalinin zararlı olduğunu yahu? Kullananda DEHB yoksa veya bağımlı bir bünyesi varsa, kendini kontrol edemiyorsa ilacı suçlamak biraz haksızlık olur. Sonra bu saçmalıklar yüzünden gerçekten DEHB sahibi insanlar ilaç alabilmek için maymun oluyorlar. Biraz araştırın bunları, dozunda kullanırsanız uzun süreli kullanımda bile yan etkileri haricinde zararı yok bünyeye. Türkiye'de satışı olmayan Adderall ise tamamen ayrı bir ilaç, ritalinin aksine sadece dopamin reseptorlerini tıkamakla kalmayıp, dopamin salgısını artırdığı için tam anlamıyla "speed" etkisi yaratıyo, bu yüzden bağımlılık riski çok daha fazla.

Uzun lafın kısası, sırf moleküler yapısı kokaine benziyor diye öcü gözüyle bakmayın bu ilaca, ayrıca bu yazıları yazanların DEHB sahibi olduklarını da sanmıyorum, azıcık empati yapma yetenekleri olsa zaten farklı olurdu yazı. Ha bir de, şeker gibi SSRI dağıtılıyor bu ülkede, reçetesiz herkesin gidip 5 liraya alabileceği bu antidepresanlar bana göre ritalinden daha tehlikeli.

oggy_g
10-07-2011, 09:49 PM
İlaçlar hakkında tıp camiası dışından sürekli böyle ağır ve çoğu zaman da mesnetsiz eleştirilerde bulunulur. Hoş, tıp camiası bu konuda üzerine düşeni yerine getirmekte midir, o da ayrı bir tartışma konusu. Bunun en basit örneği bu ilaçları yazmak için kullanılan reçetenin başlığının "UYUŞTURUCU MADDE VE MÜSTAHZARLARIN" gibi acayip bir ifade olması. Halbuki Ritalin ve Concerta'nın uyuşturucu maddelerle ne alakası var???? Bunlar tam tersine uyuşturucu değil, uyarıcı nitelikteki ilaçlardır ve beynin herhangi bir olgu veya konuya odaklanmakta çektiği güçlüğü yenmeye yararlar. Alın size çok bilmiş cahilinin bir lafı. Kaynak İTÜSÖZLÜK: "eczaneden morfin, morfon, kokain türevi uyuşturucular alabileceğiniz reçete. çok az doktora verilir, onlar da sorumluluk almaya cesaret edemediklerinden yazmazlar. pek ender görülür bu reçete." Evet herkes tıbbi farmakoloji bilmek zorunda değildir ve evet ifade özgürlüğü herkesin kutsal bir hakkıdır. Ancak böylesine cahilce ifadeleri tangın tungur serd etmeden önce insanlar okuyacak olanların olumsuz etkilenebileceğeni biraz olsun düşünmek zorunda değiller midir?

Konumuza dönelim. Her ilacın bir yarar-zarar dengesi vardır ve bu en basit bir ağrı kesici için bile söz konusudur. Ağrı kesici olarak parasetamol alırsınız veya almazsınız. Almazsanız çıkar biraz temiz hava alırsınız, stresli ortamdan uzaklaşır gündelik dertleri unutmaya çalışırsınız ve baş ağrınız böylece de geçer. Peki ya başka türlü tedavi olanağı bulunmayan DEHB gibi bozukluklar için ne yapacaksınız? Bu insanlar (örneğin ben) ömürleri boyunca hiçbir dalda tutunamayıp hep mağlup olmaya mahkum sorumsuzlar olarak mı yaşayacaklar?

Bu tip ilaçları kullanan çocuklarla ilgili en fazla duyulan şikayet çocuğun birden bire bir hayalete, adeta bir heykele dönüştüğü şeklindedir. Peki bu durumun, aşırı derecede hareketli ve yıkıcı önceki haline kıyasla son derece güzel bir iyileşmenin getirdiği iyilik hali olduğu ve iki hal arasındaki şaşırtıcı farkın insanları bu ilaçlar hakkında şüpheye düşürdüğü fikri neden akla gelmemektedir? Evet, gerçekten de bu ilacı almaya başlayan rahatsız çocuklar birden bire akıllı, söz dinleyen ve görevlerini yerine getirebilen bireyler haline gelmektedir. Yani o zaman yapılması gereken yalnızca ilacın etkinliğini ve başarısını takdir etmek ise?

Kimyasal madde istismarı hep olacaktır. Çünkü maddelere düşkünlüğün de beyinle gilili bazı dengesizliklere bağlı kökenleri vardır. Kimse hayatım kaysın, ailem sersefil olsun, çoluk çocuğun bile maskarası olayım, sokaklar çürüyeyim diye alkolik olmaz. İnsanı alkolik yapan, beynindeki yenemediği ve aşamadığı çok güçlü bir arazdır (örneğin alkoliklerin çok önemli bir yüzdesi aslında hipoglisemiktirler ve alkol tedavisi gördoükten sonra içine en çabuk düştükleri bağımlılık da şeker bağımlılığıdır). O halde yapılması gereken öncelikli iş insanların bu biyokimyasal arazdan kurtarılmasıdır, alkolü ve alkolikliği öcüleştirmek değil.

Beyninde dopaminerjik zincirle ilgili bir araz taşıyan bir kimse de hem DEHB gibi bir takım rahatsızlıklardan mustarip olacak hem de bilinçsizce ve ister istemez kendi kendine tedavi mahiyetinde olmak üzere bir takım maddeleri istisma yoluna kolayca başvurabilecektir. O halde bırakın da insanlan hiç olmazsa uzman gözetiminde ve kontrol altında tedavilerini alabilsinler de dah abeter sosyal faciaların yolları açılmasın.

oggy_g
10-07-2011, 09:53 PM
DEHB'nin de nasıl basbayağı bir beyin rahatsızlığı olduğu, beyinde bazı şeylerin yolunda gitmemesi sonucu oluştuğuna dair ayrıntılı bir çalışma için de bkz: http://www.cappsy.org/archives/vol2/no1/cap_02_06.pdf

mert77
08-09-2011, 11:44 PM
Paylaşım için teşekkür ederiz revolutionist...

Yazıda da açık bir şekilde yazıldığı gibi her geçen gün ''metilfenidat'' içeren ritalin ve concerta gibi ilaçların satışı artıyor. Sağlık çalışanı olarak bende elimden geldiği kadar ebeveynleri yan etkileri konusunda uyarıp ilaç yerine alternatif uygulamalara teşvik etmeye çalışıyorum ama işte...ne kadarını kurtarabiliriz bilmiyorum. Eskiye oranla bu tür ilaçlara olan talep belirgin şekilde daha fazla.

Ayrıca prozac gibi ilaçları da doktorlar çok rahat bir şekilde 12 yaş üstü çocuklara yazıyor. Yine dikkat eksikliği için ''risperidon'' içeren bir antipsikotik olan risperdal solüsyon tarzı ilaçları da yazıyorlar. Bu konuda çok endişe verici...

Biz olabildiğince bilinçlenip çevremizi uyaralım. Verilen her bir kimyasalın yarar-zarar ilişkisini doktora körü körüne güvenmek yerine kendimiz araştırıp çevremize de soralım. Çünkü bu tür ilaçları verirken yan etkileri anlattığımda mesela hastalar kullanma konusunda tereddüt yaşıyorlar. Doktorlar anlatmadığı için inanıyorlar onlara ama bunları öğrenince de vazgeçebiliyorlar.

ve zaman geçtikçe kapitalist sistemin bu tür oyunları ile baş etmek daha da zorlaşıyor. Allah sonumuzu hayır etsin...
benimde 10 yaşında kendimce hiç bi problemim olmamasına rağmen prozac yazdılar bi işe yaramadı 2 sene kullandım.
cipralex yazdılar.sadece uyuşturuyor evet. sonra acaba ben hastamıyım diye 15 yaşında düşünmeye başladım kendimce ilaçlar aldım hastalandım en sonunda uyuşturucuya başladım bende(bali kokain esrar). kurtulmayı başardım ama fayda etmedi.
şuan efexor kullanıyorum yine uyuşturuyor arada yeşil reçeteli ilaçları bulup kullanıorum. Kişi ben hasta deilim diyorsa küçük yaştaysa özellikle bırakın ilaç falan kullanmasın hasta deilim diyorsa hasta deildir zaten zamanla düzelebilir.
bende düzelebilirdim zorla hasta ettiler beni şuan idareten yaşıyorum sanki
bence kişi kendisi

mert77
08-09-2011, 11:47 PM
eğer ciddi problemleriniz yoksa ilaca hayır!

arcatera
11-04-2012, 11:00 AM
Her uyuşturucu maddeyi kötü olarak gören zihniyeti kınıyorum !
Ritalinin uyuşturucu olduğu doğru ama dehb hastalığında çok işe yarıyor !
Nikotinden yüzbinlerce kişi ölürken tartıştığınız şeye bak.

arcatera
11-04-2012, 09:50 PM
hiperaktivite bozukluğu diye birşey yoktur. yeni çağ çocuklarının kafa yapısına uymayan demode ezberci eğitim sistemi vardır. eğitim sisteminideki yanlışları görmeyip çocuklara bok atıyorlar. bu çocuklar doğdukları gibi elektronik aletleri çok iyi kullanıyorlar, algılama şekilleri daha gelişmiş ve farklı. tabi ki klasik okul sisteminde dikkat bozukluğu, unutkanlık vs. yaşayacaklar.

Aynen öyle ama hepsinde görülmüyor ki !

duygu99999
15-05-2012, 06:14 PM
siz neyi biliyorsunuz da böyle yorumlar yapabiliyorsunuz.
yıllardır arkadaşlarımla sinemaya gidemiyorum, film izleyemiyorum, garip, tuhaf biri olarak adlandırılıyorum. üniv. sınavında derece yaptım gsü ye geldim ama hala fransızca öğrenemedim üç yıldır kendimi öyle zorluyorum ki, olmuyor bir gazete okuyamaz duruma geldim, kapıyı açık unutup ya da üzerinde anahtarı unutup uyudum defalarca sürekli kendimi yaralıyorum sakarlığımdan ne kadar dikkat etmeye çalıştıysam da olmadı.
arada hani çok sinirlenirsiniz de içiniz de birşey patlar boğazınızdan çıkar nefes alamazsınız ya işte bir dehp hastaları bunu dakika da defalarca yaşıyoruz nefes alamıyoruz biri birşey anlatırken on saniyeden daha fazla konsantre olamıyoruz sürekli sarhoş gibiyiz, rüya da gibiyiz ve ilacı kullanıp o sis perdesi kalkınca ne yaşadığımızı daha ii anlıyoruz
o yüzden bilip bilmeden konuşmayın aksine madde kullanımını engelliyor ve bizi normal insan seviyesine çıkartıyor
bu üye olduğum ilk forum çok hoşlanmam ama yazılanlar deli etti beni ve oggy arkadaşım teşekkür ederim bunu bu şekilde açıkladığın için çok geçmiş olsun

duygu99999
15-05-2012, 06:16 PM
İlaçlar hakkında tıp camiası dışından sürekli böyle ağır ve çoğu zaman da mesnetsiz eleştirilerde bulunulur. Hoş, tıp camiası bu konuda üzerine düşeni yerine getirmekte midir, o da ayrı bir tartışma konusu. Bunun en basit örneği bu ilaçları yazmak için kullanılan reçetenin başlığının "UYUŞTURUCU MADDE VE MÜSTAHZARLARIN" gibi acayip bir ifade olması. Halbuki Ritalin ve Concerta'nın uyuşturucu maddelerle ne alakası var???? Bunlar tam tersine uyuşturucu değil, uyarıcı nitelikteki ilaçlardır ve beynin herhangi bir olgu veya konuya odaklanmakta çektiği güçlüğü yenmeye yararlar. Alın size çok bilmiş cahilinin bir lafı. Kaynak İTÜSÖZLÜK: "eczaneden morfin, morfon, kokain türevi uyuşturucular alabileceğiniz reçete. çok az doktora verilir, onlar da sorumluluk almaya cesaret edemediklerinden yazmazlar. pek ender görülür bu reçete." Evet herkes tıbbi farmakoloji bilmek zorunda değildir ve evet ifade özgürlüğü herkesin kutsal bir hakkıdır. Ancak böylesine cahilce ifadeleri tangın tungur serd etmeden önce insanlar okuyacak olanların olumsuz etkilenebileceğeni biraz olsun düşünmek zorunda değiller midir?

Konumuza dönelim. Her ilacın bir yarar-zarar dengesi vardır ve bu en basit bir ağrı kesici için bile söz konusudur. Ağrı kesici olarak parasetamol alırsınız veya almazsınız. Almazsanız çıkar biraz temiz hava alırsınız, stresli ortamdan uzaklaşır gündelik dertleri unutmaya çalışırsınız ve baş ağrınız böylece de geçer. Peki ya başka türlü tedavi olanağı bulunmayan DEHB gibi bozukluklar için ne yapacaksınız? Bu insanlar (örneğin ben) ömürleri boyunca hiçbir dalda tutunamayıp hep mağlup olmaya mahkum sorumsuzlar olarak mı yaşayacaklar?

Bu tip ilaçları kullanan çocuklarla ilgili en fazla duyulan şikayet çocuğun birden bire bir hayalete, adeta bir heykele dönüştüğü şeklindedir. Peki bu durumun, aşırı derecede hareketli ve yıkıcı önceki haline kıyasla son derece güzel bir iyileşmenin getirdiği iyilik hali olduğu ve iki hal arasındaki şaşırtıcı farkın insanları bu ilaçlar hakkında şüpheye düşürdüğü fikri neden akla gelmemektedir? Evet, gerçekten de bu ilacı almaya başlayan rahatsız çocuklar birden bire akıllı, söz dinleyen ve görevlerini yerine getirebilen bireyler haline gelmektedir. Yani o zaman yapılması gereken yalnızca ilacın etkinliğini ve başarısını takdir etmek ise?

Kimyasal madde istismarı hep olacaktır. Çünkü maddelere düşkünlüğün de beyinle gilili bazı dengesizliklere bağlı kökenleri vardır. Kimse hayatım kaysın, ailem sersefil olsun, çoluk çocuğun bile maskarası olayım, sokaklar çürüyeyim diye alkolik olmaz. İnsanı alkolik yapan, beynindeki yenemediği ve aşamadığı çok güçlü bir arazdır (örneğin alkoliklerin çok önemli bir yüzdesi aslında hipoglisemiktirler ve alkol tedavisi gördoükten sonra içine en çabuk düştükleri bağımlılık da şeker bağımlılığıdır). O halde yapılması gereken öncelikli iş insanların bu biyokimyasal arazdan kurtarılmasıdır, alkolü ve alkolikliği öcüleştirmek değil.

Beyninde dopaminerjik zincirle ilgili bir araz taşıyan bir kimse de hem DEHB gibi bir takım rahatsızlıklardan mustarip olacak hem de bilinçsizce ve ister istemez kendi kendine tedavi mahiyetinde olmak üzere bir takım maddeleri istisma yoluna kolayca başvurabilecektir. O halde bırakın da insanlan hiç olmazsa uzman gözetiminde ve kontrol altında tedavilerini alabilsinler de dah abeter sosyal faciaların yolları açılmasın.


siz neyi biliyorsunuz da böyle yorumlar yapabiliyorsunuz.
yıllardır arkadaşlarımla sinemaya gidemiyorum, film izleyemiyorum, garip, tuhaf biri olarak adlandırılıyorum. üniv. sınavında derece yaptım gsü ye geldim ama hala fransızca öğrenemedim üç yıldır kendimi öyle zorluyorum ki, olmuyor bir gazete okuyamaz duruma geldim, kapıyı açık unutup ya da üzerinde anahtarı unutup uyudum defalarca sürekli kendimi yaralıyorum sakarlığımdan ne kadar dikkat etmeye çalıştıysam da olmadı.
arada hani çok sinirlenirsiniz de içiniz de birşey patlar boğazınızdan çıkar nefes alamazsınız ya işte biz dehp hastaları bunu dakika da defalarca yaşıyoruz nefes alamıyoruz biri birşey anlatırken on saniyeden daha fazla konsantre olamıyoruz sürekli sarhoş gibiyiz, rüya da gibiyiz ve ilacı kullanıp o sis perdesi kalkınca ne yaşadığımızı daha ii anlıyoruz
o yüzden bilip bilmeden konuşmayın aksine madde kullanımını engelliyor ve bizi normal insan seviyesine çıkartıyor
bu üye olduğum ilk forum çok hoşlanmam ama yazılanlar deli etti beni ve oggy arkadaşım teşekkür ederim bunu bu şekilde açıkladığın için çok geçmiş olsun

enerji528
15-05-2012, 06:46 PM
siz neyi biliyorsunuz da böyle yorumlar yapabiliyorsunuz.
yıllardır arkadaşlarımla sinemaya gidemiyorum, film izleyemiyorum, garip, tuhaf biri olarak adlandırılıyorum. üniv. sınavında derece yaptım gsü ye geldim ama hala fransızca öğrenemedim üç yıldır kendimi öyle zorluyorum ki, olmuyor bir gazete okuyamaz duruma geldim, kapıyı açık unutup ya da üzerinde anahtarı unutup uyudum defalarca sürekli kendimi yaralıyorum sakarlığımdan ne kadar dikkat etmeye çalıştıysam da olmadı.
arada hani çok sinirlenirsiniz de içiniz de birşey patlar boğazınızdan çıkar nefes alamazsınız ya işte bir dehp hastaları bunu dakika da defalarca yaşıyoruz nefes alamıyoruz biri birşey anlatırken on saniyeden daha fazla konsantre olamıyoruz sürekli sarhoş gibiyiz, rüya da gibiyiz ve ilacı kullanıp o sis perdesi kalkınca ne yaşadığımızı daha ii anlıyoruz
o yüzden bilip bilmeden konuşmayın aksine madde kullanımını engelliyor ve bizi normal insan seviyesine çıkartıyor
bu üye olduğum ilk forum çok hoşlanmam ama yazılanlar deli etti beni ve oggy arkadaşım teşekkür ederim bunu bu şekilde açıkladığın için çok geçmiş olsun

Ben kendimi 1-2 yıl boyunca dehbli sanmıştım doktora gidince dalgınlığımın, dikkatsizliğimin, bir işe odaklanamayışımın, film izleyememe vs. gibi nedenlerin okbden kaynaklandığını öğrendim uzun süreli bir anafranil tedavisiyle düzelme sağladım tv izleyebiliyordum, konuşana odaklanabiliyordum. Seninki de böyle bir şey olmasın dehb teşhisini doktor koydu değil mi?
Ayrıca yarın doktora gideceğim bana 1,5 aylığına ritalin yazmasını isteyeceğim. Doktora anlatacaklarımı bir kağıda yazdım inşallah ikna edebilirim. Okbden dolayı sınavlara odaklanamıyorum, zamanı yetiştiremiyorum.

enerji528
15-05-2012, 08:00 PM
Ritalinin yan etkileri olmasa Tanrıya milyonlarca kez daha şükrederdim doğrusu.. :/

Merhaba fomento ritalinin ne gibi yan etkileri var kısaca yazar mısın, yarın doktordan ritalin yazmasını isteyeceğim?

enerji528
15-05-2012, 08:45 PM
20 mg dozdan sonra çarpıntı.. ilacın etkisi geçerken özellikle ben büuyük yoksunluk hissediyorum.

Tabletin biri 10mg 3-4 saatte bir 10luk alınmıyor mu 20mg aynı anda almıyorsun herhalde? İlacı bıraktıktan sonra mı tekrar ilaca istek duyuyorsun herhalde yanlış anlamadım değil mi?

arcatera
16-05-2012, 09:03 AM
Tabletin biri 10mg 3-4 saatte bir 10luk alınmıyor mu 20mg aynı anda almıyorsun herhalde? İlacı bıraktıktan sonra mı tekrar ilaca istek duyuyorsun herhalde yanlış anlamadım değil mi?

Ben aynı anda 50mg de aldım 24 saat içinde 20 tablette aldım. Mideyi çok çalıştırıyor sindiriyorsun fakat açlık hissetmeyince bomboş bir mide oluyor boğazın kuruyor eğer haraket edeceksen kalp atım hızın 15-20 daha fazla oluyor. Bende otururken 100'e çıktı. Etkisi geçerken depresyon,mutsuzluk sinirlilik yapıyor.

shondes
16-05-2012, 09:30 PM
Ritalinin yanetkilerinin olumsuz olması kötü, sadee dehb için bir ilaç olsa daha iyi olur..

yumakkedi
04-12-2012, 10:59 AM
Yok ritalin kuşağı,yok bilmemne....Oglum su an 16 yasinda doğdu doğalı da bu sorunu mevcut.Ha bire bu yazı dönüp dolaşıyor nette.Kimse de demiyor ki bu sorunu bizim ülkemizde yaşayanlar var mı,varsa neler yaşıyor,neler hissediyorlar.Birakin bir makaleyi kitap yazardim simdiye kadar.Bir de buna ,toplumun bakış acısını,dışlanmalarınızı,sokaktan gecen adamın bile Hiperaktivite ve ilaçların zararlari(!) hakkında atıp tutmasını, nette dolaşan yazıları,bu konulardan para kazanmaya çalışan sarlatan psikologları da eklesem hatta bir ansiklopedi olurdu.Okula başladığı ilk gun bütün okulun çocuğunuzdan bahsetmesi ile iyi bir sok yasıyorsunuz ,belki bu yazılardan da bir donem etkilendiğiniz oluyor ama ben kendi adıma ne zaman bunlara kulaklarımı kapattım ve bilime yani Dr a güvendim,herseyi arkada bıraktım.Bu konuda soru soran herkesle tecrubelerimi paylasabilirim....

merdane
26-01-2013, 06:58 AM
Oğlum 4 yıldır concerta kullanıyor. Doktorumuz bırakma seviyesine geldiğini söylüyor ama şunu söylemek isterim ki doktor ısrarla ilaç vermiyor, benim anlattıklarıma istinaden veriyor zorla içir de demiyor ben istesem kullandırtmam ama kullandırtmazsam ne olur?
bu iş hariçten gazel atmaya benzemez. Mecbur kalınınca içiliyor. Kötünün iyisi durumu. Yani içmezse dur durak bilmeyen okula hiçbir şekilde uyum sağlayamayan, kızınca tepkisini diğer çocuklara vurarak, onlara zarar vererek alan, okuldan atılmaya mahkum dolayısıyla eğitim alamayan, sosyalleşemeyen eve kapanmış bir çocuğunuz mu olsun istersiniz, yoksa eğitimini alan uyumlu bir çocuk mu olsun? kararı anne baba verecek, anne baba ilacı çocuğuma içirtmem derse, peki o çocuk büyüdüğünde neden beni tedavi ettirmediniz, neden okuyamadım neden ben böyleyim, hiç arkadaşım yok vs vs diye ailesine kızmayacak mı?

Revolotionİst sözüm sana değil sen bu yazıyı paylaşarak çok iyi ettin sağol. Sözüm Nil Gün'e!

Nil Gün ciddiye alınacak biri değil.

katılıyorum dikkat eksikliğim olduğunu çok geç öğrendim sebebi şuan bile tansiyon hastası olduğu halde 'vucuduma kimyasal almam' deyip ilaçlarını içmeyen doktora gitmeyen annem.oysaki eziyet gibi geçen çocukluğumda inat ve hırsımla çalışıp akvaryum sesinden dikkatimi toparlayamayıp çıt sesine sinirlenmelerime mi,derste not tuttamayıp verdiğim not paralarınamı,yazılanı anlayamayıp ezberlediğim veya ilginçleştirip aklımda tutma çabalarım için harcanan saatlerime mi,salak gibi geçen asi ve asabi çocukluğum ve bu rahatsızlıktan bihaber yaşamaya çalışırken topladığım onca kötü anıya mı üzüleyim..herşey zehirdir ona bakılırsa önemli olan dozdur. herşeyi kapitalizm rand ve paraya veya oynanan oyunlar paranoyasına bağlayan şu zihniyet o düzenin bi parçasından başkası değildir.

Goladka
26-01-2013, 02:57 PM
bilgiler için teşekkür ederim gayet ilgi çekici ve açıklayıcı